ZAMAN-I NERİMAN 3
Bir alemi girdap, ezelin kısık gözleri
Beni ve ebedi içine çeken kurub
Sen güldükçe Zülal!
Bir sonsuzluk senfonisi titretir arşı
Bir hiçliğin hıçkırığı duyulur karşı surlardan.
Sarnıçlarda birikir Konstantin'in gözyaşları
Medusa'nın saçları bitlenir…
Sen yürüdükçe fezanın ati burcunda,
Karıncalar öper ayağının üstünü eğilip
Haber uçur ey Süleyman’a ey Hüd hüd!
Koç yiğitler cenk meydanında
Hepsi birbirine denk, kılıçlarında su dövülür
Peri bacalarından tüter aşkın gafur kokusu
Kurulur Anadolu'nun kucağında Halil İbrahim sofrası
Kepçem şimşir ellerim kaşık,
üleşirim ekmeğimi suyumu bin parçaya bölüp
Nerimanı Zamanım ben,
Belki bir kazan aşurede kaynar, Nuh’un bereket aşı
Şuhudumun yediği son lokmayla doyar malazgirt' in karnı
Bebeğin damağına çalınan ak sütten kadar tatlı, helal.
Neslim salkım salkım habbe, sallanır kursağında
Haramzadelerin zıkkım
Nerimanı Zamanım, gözlerinin alabildiği her yerde sis
Azadı elimde abidim,
steplerde ahal tekenin yelesinde burgu belik,
kuyruğunda düğüm, alnında beyaz saka
Evrenin akasya kütüğünde basılı parmak izim
Sürerim ezanlarımı doğudan batıya…
Kollarım kuşatır şerefelerin belini,
Fark etmez ince kalın
Ben Kendimi bildim bileli,
Alnı secdede Ayasofya’mın, süngülü minareleri kıyamda
Sultanı yek, Gönlü, ram kün emrine … Haliçin
Altın boynuzu kim takar zamanı büküp miğferime,
Miğferimde oturur Zülkarneyn, yaslar sırtını yedi tepeye
Darbı mesel,
Parmak ucunda dönen topaç sanki dünya, Zülal!
Çalkalanır deniz, çalkalanır onsekiz bin alem
Zamanı Nerimanım toy kuşunun gagasında, Zemzem.
Dur…Ankam dur
Durağın Kaf, durağın tur, durağın Hira,
Kon Anka’m Sidrede, Tubanın arştan ırkan dallarına…
Yeter oturduğun kubbetüs sahrada!
Karanlığı dele dele gelen bir yolcu, açar gözümü aleme
Avurdunda çiğner Tarık öğütüp yıldızların tozunu
Tufanların tükrüğünde kararım çamurunu,
cürmün bataklığı yapış yapış balçık
şişmiş karnı arzın, guzdan guz
dağ dağa kavuşur,
kavuşmaz Kemeri, büyüdükçe, göbeğinden taşar Dımeşkin hevaşeti
Işk bu kadar ucuz mu?
Sevda bu kadar mezelik?
Ellerimde yoğururum kalbini, mayası nur
Ben Nermanca severim seveceksem seni, Zülal!
Gözlerimde hakikatın peteğinden süzülür deryalar
Yüreğimden dudağına abı aşk damıtılır
Tanı artık beni,
Gözlerim kehribar sarısı
Samanyolundan dolaşık saçlarım, tarihten uzun.
Cayır cayır Yüreğimde yanan güneşten kavruk bir şems!
Et benlerim kararır Kozmik tenimde yandıkça aşktan sebep,
Hepsi birer hacerül esved taşı
Tanı beni….
Neriman-ı zamanım er meydanında ZULAL!
Kıspetim, kısmet…
Terim peşkirime tuz, toprağa düşerse kanım maya.
Gark olurum yiğitlere, kervan yola düşmeye görsün
Hükmüm konmuş, ezelde…
Basılmış Şecereme mührüm şahid.
Evrenin akasya kütüğünde yahşi damgam,
Belki ilk adamım, belki son Âdem,
Neslim salkım salkım habbe, sallanır kursağında
Haramzadelerin zıkkım
Ben Nerimanı zamanım gölgem yok, izim yok
Meskûn değilim, kefenim kuşağım kadar uzun, belimde.
Eni dokuz arşın, boyu ceddim kadar
Canım sökülür ilmiğinden binlerce kez,
Her seferinde yine bağlarsın ZÜLAL,
Sahi kimsin ZÜLAL?
Ölüm dudaklarında neden bu kadar güzel?
Kalbimde yemyeşil filizlenen nedir böyle?
Göğsümü yara yara…
Yaralarımı dike dike…
Adım Sevda mı demiştin, şüheda mı?
Arafta Kalbur üstü sohbetlerde…
Fısıldadım kaç kez kulağına Zülal!
Sen yoluma çıkınca berzahta
Aşk benim neyime der miyim hiç!
Ben aşkı dudaklarından tattım,
Ölümü nefesinde
Meğer aşk abı hayatmış,
Zulemeda Nerimanı zaman….
Sırça köşkte Asiye’nin serçe yüreğine emanet hakikat
Kuşağımda zafere bilenmiş cahit hançer
Kürreyi saklayan ketum zerre,
Zerreyi kuşatan alaca seher
Ben seni gözlerimle sevmedim mi bir ömür
Ölsem ne olur?...
Nasıl olsa,
Atımın nalında dirilir, öle öle Süleyman’ın
Karınca ordusu
Göğümde kanatları çelik ebabil kuşlarının avucu kaşınır taştan
Kim çomak sokarsa alemin arı kovanına
Bin oğul salınır vızır vızır şuhud ordusu,
boyu boylanmış, soyu soylanmış
Akar Tuna, akar Fırat, akar Dicle tersine
Tutuşur bitli Medusa’nın saçları kökünden,
Roma’dan çıkar isi…kurumu..
Bir kez tutuştu fezada Zennurun çırası,
Sönmez artık!
Kalk,uyan kuluçkaya yattığın Kubbetus sahradan Altın başlı Anka kuşu,
Duy! Sur dan başka seda mı var alemde kulak verecek?
Uç! Bundan başka vakit mi var uçacak ,Zamanı Neriman’da?
FATMA DOĞAN 03.02.2026/TURHAL
Kayıt Tarihi : 11.2.2026 21:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!