Yüzün eski bir İstanbul fotoğrafı gibi şimdi,
Siyah ve beyaz.
Sahillerinde sandalcılar kürek çekiyor,
Yorgun ve takatsiz,
Fersiz gözlerinde bir telaş,
Sanki o bitkin surat kendinin değil,
Yıllar geçmemiş sanki bedeninin üzerinden,
Yıkılmamış hiç,
Yıkmamış hiçbir sevda onu,
Sanki, hiç sevdaya tutulmamış,
Sanki sevda semtine uğramamış onun,
Varsa yoksa hayat kavgası,
Bildiği tek kavga bu.
Birde yolcu kapmak için sandalcılarla tutuştuğu kavgalar.
Senin gibi sevgilim.
İstanbul’un o eski fotoğrafındaki yüz.
Sen, ne beni tanımışsın,
Ne beni sevmişsin.
Ne de ben senin semtine uğramışım.
Varsa yoksa o bitmez kavgaların.
Söyle sevgili kaç insanın kapısını, kaç kere çalar böylesi bir sevda?
Kaç kere sevilir insan ölürcesine?
Kaç kere yıkılır sevda sözleri bir sevgilinin önüne?
Ve kaç kere bir insan beklenir?
Ve o insan kaç kere gözlerini kapatır?
Kaç kere görmez sevgiyi?
Sevgiliyi,
Seveni,
Beni yani,
Beni sevdiğim?
Ben kapında bekleyen bir dilenci gibi,
Açmış ellerimi sevda dileniyorum senden.
Sen ne yok diyorsun,
Nede var.
Söyle sevgili,
Söyle!
Bende seni yüzyıllarca bekleyecek takat mi var?
Yorgunum bende.
Sevdanın yollarında ayaklarım bitap düştü,
Ve yolum en son sana düştü.
Sen yolumu çıkmaza sokma,
Sen önümü bağlama.
Ayaklarım bitap düşse de,
Gözlerim sensiz geçen uzun ve soğuk gecelerde, Ferini kaybetmeye yüz tutsa da,
Ellerim elini tutamamaktan tiril tiril titrese de,
Unutma ki bende kıymetini bilmediğin,
Bilemediğin,
Ve bilemeyeceğin,
Mangal gibi bir yürek var.
Sen sevsen de sevmesen de,
O er ya da geç,
Onu seveni,
Kendini hak edeni bulur.
Şimdi söz senin sevgili.
Seni benim kadar hak eden,
Kıymetini benim kadar bilecek olan,
Biri daha varsa bu yeryüzünde,
Git kendini ona sevdir,
Ama yok.
İstesen de yok,
Arasan da yok,
Çünkü bu dünyada,
Senin yaşadığın,
Benim sana yaşattığım bu dünyada,
Ferhatlardan Mecnunlardan sonra,
Bir başka ben yok.
Ben öğrendim,
Senden bana hayır yok.
Sende öğren,
Artık senin için,
Ben diye biri yok.
Bitti.
Sende ben,
Bende sen bitti.
Artık ikimiz diye birileri yok.
Var git sen kendini kendine,
Bencilliğine saklamaya devam et.
Ve alış artık bensizliğe.
Alış seni her gün Kaf dağına çıkaran sözlerimin yokluğuna.
Yokluğum ecelin senin.
Gidiyorum.
Giderken biliyorum,
Seni ecele terk ettiğimi.
Çünkü sen beni,
Seninle sensizliğe mahkûm ederken,
Zaten beni ecelin ellerine teslim ediliyordun.
Şimdi bitti her şey,
Ecel benden gitti.
Sen savaş şimdi ecelle,
Sen savaş,
Ve sen dayan,
Dayanabilirsen bensizliğe…
Kayıt Tarihi : 8.4.2015 23:37:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!