Şiirden ibaret.
Yağmurun kokusu seni ciğerlerime topladı
Bozkırın kahverengi topraklarını kokladım
Kilometrelerce özlem, bahçelerce toprak
Yine de şikâyetçi olmam, asla korkma.
Herkesin doğrusu kendine baldır,
Muhakkak herkesin bir bildiği vardır.
Bildiklerim, bilmediklerimden azdı,
Bu yüzden düşündüklerimi yazdım.
İçimi dökmeliydim, içim seni dökmeden.
Döküldün içimde, yine içimde kökle dert.
Oldu mu böyle hiç, yâr, ölürdüm “öl” desen.
Bir daha böylesine sevilmek de çölde sel.
Gözüm doysa sana, gönlüm doymaz.
Gönlüm doysa sende, gözüm olmaz.
Açlığımı bastıracak bir sen arıyorum.
Doysa da gönül, gözüm gönlün olmaz.
Uludağ’ın yamaçlarından esti kokun,
Hâlâ aklımın duvarlarında durur şoku.
Burada var olurken orada nasıl yokum?
Eros, nasıl bir mesafeden fırlattın oku?
Yakında dönersin, bu sabittir.
Söyle, ne kadar uzağa gittin?
Uzansam, dokunamam mı?
O hâlde kokun haramdır.
Kaybettiğim, Sahra çöllerinde bir inci.
Hep seni aramaktan yitirmiş bilincim.
Aylardır olmasını beklediğim bir incir,
Sabret, muhakkak geleceksin birinci.
Bilsem, hangi muamma karıştırdı aklını,
Mutlu mu olmak istiyordun, haklı mı?
Ben haklı olsam da mutluluğa yatkınım.
Öyleyse, özlemek öl demekten farklı mı?
Görmese de gözlerimin özleminde hakkı var,
Gözlerimden öptüğün o gün geldi aklıma.
Çaresizlik denizinde battım en dibe kadar,
Gelirsen şayet bir gün, mucizeler çiçek açar.
Nasıl görmezden geldin gördüğümü?
Ben hâlâ bu ilmekte kördüğümüm.
Kim unutturdu saçlarını ördüğümü?
Başka kim biliyor başkasına öldüğünü?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!