1950 yılında Samsun'un Çarşamba ilçesinde doğdu.İlk ve Orta Okulu Samsun'un Kavak, Alaçam ve Havza ilçelerinde okudu.1967 yılında Kuleli Askeri Lisesi'nden,1969 yılında Kara Harp Okulundan mezun oldu.1970 yılında Topçu ve Füze Okulundan mezun oldu.1978 yılına kadar Lüleburgaz, Bingöl ve Burdur'daki çeşitli askeri birliklerde çalıştı.1978 yılında Almanca Öğretmeni Saime IĞDIR'la İzmir'de evlendi.1980 yılında Yüzbaşı rütbesiyle Kara Harp Akademisinden mezun oldu.Sırasıyla Şanlıurfa ve Ankara'daki askeri birliklerde çalıştı.1983 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisinden mezun oldu.2000 yılına kadar çeşitli rütbelerde, Adapazarı, İstanbul(Silahlı Kuvvetler Akademisi Öğretim Üyesi olarak) KIBRIS (KKTC. Güvenlik Kuvvetleri Kurmay Başkanı olarak) Edirne(Tümen Kurmay Başkanı ve Tugay Komutan Yardımcısı olarak) Çorlu (5 nci Kolordu Kurmay Başkanı olarak) ve İstanbul' da (Ordu Lojistik Başkanı olarak) görevler yaptı.En son Kıdemli Kurmay Albay rütbesiyle,2000 yılında kadrosuzluk nedeni ile emekli oldu. ASELSAN'da üç yıl Denetim Kurulu Başkanlığı yaptıSaime SİVASLIOĞLU ile evli ve iki çocuklu olup, (Şahin ve Gül) İstanbul Kadıköyde yaşamaktadır.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




-
Cevdet Anakök
Tüm YorumlarEvrendeki değişim olayları bizde zaman kavramının oluşmasının nedenidir. Biz değişiyoruz,duygularımız değişiyor.Yaşadığımız tatlı anıların benzerlerini yaşamak istiyoruz. Çocukluk arkadaşları biribirini özlese de çevrenin oluşturduğu görünmez yapay engeller varsa istedikleri davranışı bulamıyabiliyo ...