Yusuf Ter Şiirleri - Şair Yusuf Ter

Yusuf Ter

Bağlama ağladı kendi özüne
Derim ki değer ver ozan sözüne
Gerçeği yansıtır, gören gözüne
Hem Mahsuni Şerif, hem Neşet Ertaş

Kimlikleri belli deyişleriyle

Devamını Oku
Yusuf Ter

İçimiz kararır her gün bakarken
Haberlerde hep insanlar ölüyor
Ateş de düştüğü yeri yakarken
Kimi bu seyirden mutlu oluyor

Sorgulanmalı bu vicdanlar artık

Devamını Oku
Yusuf Ter

İmgelemde iz bırakır
Sonsuz algılar içinde
Bu algılar öyle algılar ki;
Kimisi ulaştığında bilincime
Haz duyarım her an
Ama öyleleri var ki

Devamını Oku
Yusuf Ter

Yıl dokuz yüz yetmiş dokuzlar idi
Kozaklı da hastanemiz yok bizim
Sözde temel hiçbir türlü bitmedi
Kozaklı da hastanemiz yok bizim

Her dört yılda seçimde uğruyorlar

Devamını Oku
Yusuf Ter

acıları sinesinde saklı
suya sabuna dokunmaz
sazın teli mızrap oklu
ozan der çıkar utanmaz

türküleri barışa adar

Devamını Oku
Yusuf Ter

Göremez oldum yüzünü
Göz pınarlarım yaş doldu
Nazlı yârin aşkı yaktı
Mecnun edip çöle saldı

Cemalini benden saklar

Devamını Oku
Yusuf Ter

Bugün;
24 OCAK 1993 DE SAAT 13.20 CIVARINDA SEVGİLİ UĞUR MUMCU'NUN;
bazı ALLAH'ın kulu insancıklar tarafından CANİCE KATLEDİLDİĞİ GÜN.

BAKINIZ SEVGİLİ UĞUR MUMCU NE DİYOR:

Devamını Oku
Yusuf Ter

Şu derdimi nerelerde satayım
Geceleri zaten Pazar bulunmaz
Ben bu onmaz derdi nere atayım
Salı pazarından çare alınmaz

Kavruldum oy sarı sıcak alnında

Devamını Oku
Yusuf Ter

Aklimdan çıkmıyor adin
Dilim Dilek diyor gülüm
Seker şerbet baldır tadın
Dilim Dilek diyor gülüm

Yollarına güller sersem

Devamını Oku
Yusuf Ter




Ekim ile Aralık arasında kışın yüzü soğuk,soğuk kendini göstermeye başlamıştı. Zorlu, çetin bir kış olacağının haberini verir gibi soğuk dalga, dalga geliyordu. Başını kaldırdığında, kıraç, yazı, yaban, seyrek,sakalı çıkmamış bir gencin suratındaki kıllar gibi, ağaçlar yayılmıştı. Çevreye, çevredeki kuşların, göçün sonunda ağaçlara, kara, kara üzüm gibi konmuşlardı.

Çağıldayarak akan suyun hızı kesilmiş.Yeniden yağacak olan karların erimesiyle yine eskisi gibi coşup çağlayacaktı. örklenmiş kıratlar,son, yeşilimsi çayırların yayılımını yapıyorlardı. Koyunlar sürü halinde yazın bitimini, kırda kalan kırıntıları gevişliyerek, derenin diplerinde azalmış su birikintilerini içiyorlardı. İçerken de kulakları en ufak bir harekete ürkecek tetikte bekler gibi işlerini görüyorlardı.

Devamını Oku