Bağlama ağladı kendi özüne
Derim ki değer ver ozan sözüne
Gerçeği yansıtır, gören gözüne
Hem Mahsuni Şerif, hem Neşet Ertaş
Kimlikleri belli deyişleriyle
İçimiz kararır her gün bakarken
Haberlerde hep insanlar ölüyor
Ateş de düştüğü yeri yakarken
Kimi bu seyirden mutlu oluyor
Sorgulanmalı bu vicdanlar artık
İmgelemde iz bırakır
Sonsuz algılar içinde
Bu algılar öyle algılar ki;
Kimisi ulaştığında bilincime
Haz duyarım her an
Ama öyleleri var ki
Yıl dokuz yüz yetmiş dokuzlar idi
Kozaklı da hastanemiz yok bizim
Sözde temel hiçbir türlü bitmedi
Kozaklı da hastanemiz yok bizim
Her dört yılda seçimde uğruyorlar
acıları sinesinde saklı
suya sabuna dokunmaz
sazın teli mızrap oklu
ozan der çıkar utanmaz
türküleri barışa adar
Göremez oldum yüzünü
Göz pınarlarım yaş doldu
Nazlı yârin aşkı yaktı
Mecnun edip çöle saldı
Cemalini benden saklar
Bugün;
24 OCAK 1993 DE SAAT 13.20 CIVARINDA SEVGİLİ UĞUR MUMCU'NUN;
bazı ALLAH'ın kulu insancıklar tarafından CANİCE KATLEDİLDİĞİ GÜN.
BAKINIZ SEVGİLİ UĞUR MUMCU NE DİYOR:
Şu derdimi nerelerde satayım
Geceleri zaten Pazar bulunmaz
Ben bu onmaz derdi nere atayım
Salı pazarından çare alınmaz
Kavruldum oy sarı sıcak alnında
Aklimdan çıkmıyor adin
Dilim Dilek diyor gülüm
Seker şerbet baldır tadın
Dilim Dilek diyor gülüm
Yollarına güller sersem
Ekim ile Aralık arasında kışın yüzü soğuk,soğuk kendini göstermeye başlamıştı. Zorlu, çetin bir kış olacağının haberini verir gibi soğuk dalga, dalga geliyordu. Başını kaldırdığında, kıraç, yazı, yaban, seyrek,sakalı çıkmamış bir gencin suratındaki kıllar gibi, ağaçlar yayılmıştı. Çevreye, çevredeki kuşların, göçün sonunda ağaçlara, kara, kara üzüm gibi konmuşlardı.
Çağıldayarak akan suyun hızı kesilmiş.Yeniden yağacak olan karların erimesiyle yine eskisi gibi coşup çağlayacaktı. örklenmiş kıratlar,son, yeşilimsi çayırların yayılımını yapıyorlardı. Koyunlar sürü halinde yazın bitimini, kırda kalan kırıntıları gevişliyerek, derenin diplerinde azalmış su birikintilerini içiyorlardı. İçerken de kulakları en ufak bir harekete ürkecek tetikte bekler gibi işlerini görüyorlardı.




-
Yusuf Ter
-
Ali Turalı
-
Ali Turalı
Tüm YorumlarKIRBAÇLAMAK DÜNYAYI
İlk bakışta Yusuf Ter’in öyküsü bildik bir serüveni anlatıyor gibi; ücralardaki “bizim köy”lerden birinde doğmuş Ter, yoksulluk ailesiyle birlikte onu yaban ellere savurmuş, hasret, baskı, yoksulluk, çileler üstüne çile O’nu Düş ülkesinin ezgilerine vurmuş, oradan da duygul ...
DOST YUSUF
“Güzel insan Yusuf Ter’e”
Yıllardır hep doğru yazdığım için
Nedendir hep beni suçlarlar Yusuf
Düzenin hilesin sezdiğim için
İdama bizlerden başlarlar Yusuf
Şöyle düşünürüm olan çok acı
Tilkiye vermişler krallık tacı
Bu düzende meyve veren ağacı
DOSTUM YUSUF TER
1970 de Kozanlı’ nın, İmranlı Köyünde Dünyaya gelen Yusuf Ter, küçük yaşta babasının işi gereği İsviçre’nin Basel kentine gider. Bu göç esnasında eğitimini de İlkokul dördüncü sınıfta bırakır bir daha okula devam etmez. Fakat, İlkokulu bile bitiremeyen Yusuf Ter, boş durmaz, ...