Ziyadesiyle zorlu..
İnsanın çamurunda vardır ihanet
Böyle düşmedik mi yer yüzüne zaten
Adem tanrısına ihanet etti yedi haramı
Evlatları tanrıyı bulamadı birbirine daldı
Kimi kaçırdı aklını iki günlük dünyada
Kimi kaçtı kendinden, ne geldiyse başına
Tanrı da biliyordu dünya nasıl bir yer
İnsanoğlu cezasını çekiyor burada
Babasının işlediği günahtan ötürü
Aşkın deryasında boğuluyorum
Tanrımın yarattığı kadından ötürü
Ey dilberi canan,
Ne vakit kavuşacak ellerimiz.
Üstümüzden seneler geçti amma,
Sen bende bâki oldun.
Vuslatın hayalimdir,
Figanınla yanarım gecelerce.
Bir şehir geçiyor içimden,
sokakları sana çıkmayan.
Her köşe başında biraz ben varım,
biraz da dönmeyeceğini bilen akşamlar.
Adını söylemiyorum artık,
Bu gece yine seni düşündüm, saat üç suları,
şehir çoktan çekilmişti kendi kabuğuna.
Bir sigara yaktım, dumanı yüzüme vurdu,
senin yokluğun oturdu karşımdaki sandalyeye.
Sokak lambaları titriyordu yağmur altında,
Girdi aramıza hüdanın kulları
Çok gördüler bize bir kavuşmayı
Zor ey aşık gönlümüzün bir olması
Varsın Bizim de ahiretimiz bir olsun
Bir vav'dık Elif olmaya gidiyoruz
Bu gece göklerde bir mâtem-i sükût var,
Ay, bulutların ardında mahzun ve bîçare.
Rüzgâr, kurumuş yapraklar gibi savuruyor
Ömrümden kalan ne varsa uzak diyarlara.
Sonra eve döndüm, ışığı açamadım,
masanın üstünde yarım kalmış bir çay.
Adını söylemedim kimseye,
ama odadaki her şey senden yana.
Şimdi hangi kapıyı açsam yüzün çıkıyor,
Sevmek, bir yangın gibi sarmak şehri,
Ama sönmek, kül olmak sabahın griliğinde.
Hangi vapur alır bizi bu kıyıdan?
Hangi dalga siler izimizi kumdan?
Yalnızlık bir mendil gibi sallanır uzaktan,
Ve ben, senin yokluğunda, bir şiir yazarım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!