Altı Şubat Pazartesi gecesi
Kıyametin küçük bir numunesi
Ukbaya göç etti on binlercesi
Bağlara baykuşlar kondu Allah’ım
Herkes uykuda gece dört suları
Sağa sola koşan insan
Yaşlanır adım atamaz
Enginleri aşan insan
Kaşığı dahi tutamaz
Sıhhati, kuvveti gider
Hayatın baharı, yazı, kışı var
Tipisi, boranı sarp yokuşu var
Sonsuzluğa hızlı bir akışı var
Dünyadan ukbaya göçüyor insan
Temelden çürüktür ömür binası
Ölüm gelecek her canın başına
İsmini yazarlar mezar taşına
Ömrünü geçirme boşu boşuna
Önünde sarp yollar var insanoğlu
Herkes nasibinde olan şeyi yer
İsteyen istediğini
İçer iradesi ile
İnsan kendi ektiğini
Biçer iradesi ile
Allah ihsan etmiş akıl
Şayet maruz kalır isen kedere
"Niye?" deyip isyan etme kadere
Şikâyet değildir derdine çare
Şekva edip olma Allah’a asi
Ezel arşivinden kader silinmez
Çok Şükür Mekke’ye vardım
Ben de muradıma erdim
Kabe’ye yüzümü sürdüm
Kapandım yere Kâbe’de
İslam’ın doğduğu belde
Perişan toplumun hali
Çoğu işimiz hileli
Temaşa eyle ahvali
Günahsız bir yer kalmadı
Falan filan ne der, derken
Âlemde yoktur bir benzerin, eşin
Acip hilkatini daima düşün
Tefekkürdür senin en mühim işin
Akıl sayesinde fikre dalarsın
En güzel nimete mazhar olmuşsun
Nazarın ı şöyle maziye çevir
Bak ki var mı böyle dehşetli devir
Her yandan akıyor isyan, günah, kir
Ne kötü zamana kaldık Allah’ım!
Ne edep kaldı ne hayâ ne de ar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!