Yorgun bir okçuyum, bıraktım yayı,
Vursun diye artık, yormam dolunayı.
Kendi akışında, aksın bu nehir,
Yudum yudum içmem, gerekmez zehir.
Zorla açılmazmış, gönül kapısı,
Değişmez kaderin, kadim yapısı.
Kavgam bitti artık, dünya haliyle,
Barıştım sonunda, sükût diliyle.
Güzellik gelirse, buyursun gelsin,
Gelmezse can sağlığı, o öyle bilsin.
Eğdim başımı ben, onurlu sabra,
Bıraktım yükümü, ıssız bir kabre.
Fırtına dindi bak, sular duruldu,
Eski heybemizden, umut kovuldu.
Zorlamak beyhude, kilitli dili,
Bıraktım sonunda, tuttuğum eli.
Yokuşlar yormuştu, düzlükler uzak,
Ruhum sükûnetle, kurdu bir tuzak.
Anladım her şeyi, geç olsa bile,
Gül vaktinde solar, düşse de dile.
Bir çiçek açarken, dökülüyor yaş,
Yürekte bitmiştir, amansız savaş.
Giden gitsin artık, yolu nur dolsun,
Kalanlar bu derin, huzuru bulsun.
Çırpınmak boşunaymış, dalgalar boyu,
Görmek gerekmiş bak, en dipte suyu.
Karanlık da bizim, aydınlık bizim,
Silindi yollardan, tozlu her izim.
Yoluna girsin diye, uykusuz kaldım,
Hayaller kurup da, deryaya daldım.
Şimdi bir kıyıda, sessiz bakarım,
Eski dertlerimi, nara yakarım.
Değişmeyen ne var, başımın tacı,
Kabullenmek imiş, gerçek ilacı.
Yorulmuştu kalbim, dinlensin biraz,
Kapansın kapılar, etmesin itiraz.
Veda ettim artık, bütün hırslara,
Merhem sürmem artık, eski yarslara.
Garip Murat der ki; bitti bu sefer,
Teslim olan ruhta, açtı çiçekler.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 14:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!