Asıl adı Mustafa Soylu’dur. Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Akçakışla köyünde 1941 yılında doğmuştur. İlkokul mezunudur. 1962 yılında askere gitmiştir. Askerlik görevini bitirdikten sonra İstanbul ve İzmir'de inşaatlarda çalışmıştır. Daha sonra köyüne dönmüş ve, 1968 yılında evlenmiştir. Eşinin adı Melahat’dır. İki kız bir erkek çocuğu bulunmaktadır.
“Yoksul” mahlasını kullanmaktadır. İlk şiirini 1967 yılında yazdığı bilinmektedir. Şiire yönelmesinde yine bir halk ozanı olan babası Halil Soylu'nun etkisi vardır. Şiirlerini deftere de yazarak kaydetmiştir. Genellikle doğa olayları, köy yaşamı, çektiği çileler, yoksulluk, başından geçen olaylar üzerine şiirler yazmaktadır. Yayımlanan bir kitabı yoktur. Yılda bir kez düzenlenen Akçakışla köyü Karlıyurt yaylası şenliklerine katılarak şiirlerini okumaktadır.
Fatma Ahsen Turan tarafından yayına hazırlanan Sazın ve Sözün Sultanları Yaşayan Halk Şairleri adlı kitabın 10. Cildinde kendisine yer verilmiştir (Sayfa: 318-320, Ankara, Gazi Kitabevi). Ayrıca Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü (Ahmet Yesevi Üniversitesi) veritabanında kendisine yer verilmiştir.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!