Yok Olan Şiiri - Hikmet Metin Çavdar

Hikmet Metin Çavdar
419

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Yok Olan

İnsan hayatının
hiçe sayıldığı bir yerde
yaşıyoruz.

Bunu söylemek için
çok uzaklara bakmaya gerek yok.

Bir hastane koridoru yeter,
bir maden ocağı,
bir karakol kapısı,
bir annenin telefonu açmayan çocuğu...

Yeter.

İnsan dediğin
ne çabuk sayı oluyor burada.

On iki kişi...

Üç kişi...

Bir kişi...

Sonra unutuluyor.

Birileri çıkıp konuşuyor
kameraların karşısında.

Başsağlığı diliyorlar.

Cümleler hazır zaten.

Ölümler de hazır sanki.

Oysa bir evde
akşam yemeği soğuyor.

Bir sandalye boş kalıyor.

Bir kadın
kapıya bakıyor hâlâ.

Bunu kim anlatacak?

Hangi kürsüde?

Hangi nutukta?

İnsan kendinden olmayınca
nedense insan olmaktan çıkıyor gözümüzde.

Bir taraf var,
bir taraf yok.

Biz varız,
onlar var.

Ne acı...

Aynı yağmur ıslatıyor hepimizi.

Aynı toprak taşıyor ayaklarımızı.

Aynı gece çökmüyor mu
hepimizin üstüne?

Ama bir türlü
aynı acıda buluşamıyoruz.

Barış diyoruz...

Kardeşlik diyoruz...

Güzel kelimeler.

Duvara yazınca güzel.

Afişte güzel.

Miting meydanında
daha da güzel.

Ama eve dönünce
bir annenin sofrasında
yerine oturmuyor hiçbirisi.

Çünkü kardeşlik
lafla olmuyor.

İnsan,
insana değmeden
kardeş olunmuyor.

Bunu unutmuşuz.

Belki de unutmak işimize geliyor.

Çünkü hatırlarsak
sormamız gerekecek.

Kim yaptı?

Neden oldu?

Kim sustu?

Kim görmedi?

Kim bile bile baktı?

Ve kim
bir insanın ölümünden sonra
dosyayı kapatıp
hayatına devam etti?

İşte bundan korkuyorlar.

Bizim sormamızdan.

Çünkü susan insan kolay.

Acısını içine gömen kolay.

Unutan daha kolay.

Ama ben unutamıyorum.

Bir yüz takılıyor aklıma bazen.

Bir isim.

Bir çocuk sesi.

Nereden geldiğini bile bilmediğim
bir hüzün oturuyor içime.

Sonra Kazım geliyor aklıma.

O sesiyle...

Sanki bu memlekette
hâlâ bir şeyler yanlış
diyormuş gibi.

Hâlâ insanın
insan kalabileceğine inanıyormuş gibi.

Ben de inanmak istiyorum.

Ama zor.

Çünkü her gün
bir yerden başka bir haber geliyor.

Bir ev daha susuyor.

Bir çocuk daha babasız.

Bir anne daha bekliyor.

Ve biz
alışıyoruz.

Asıl korkunç olan bu.

Ölüme değil...

alışmaya.

İnsanın ölümüne alışmaya.

Başkalarının acısını
kendinden uzak sanmaya.

“Bana dokunmayan...” deyip
geçmeye.

Oysa dokunuyor.

Hem de nasıl...

Bugün onun kapısını çalan ölüm
yarın benim kapımı çalabilir.

Senin de.

Çocuğunun da.

İşte o zaman
hangi tarafta olduğumuzun
hiçbir anlamı kalmaz.

Toprak sormuyor çünkü.

Toprak
kim olduğunu sormuyor.

Zengin misin, yoksul musun...

Alevi misin, Sünni misin...

Türk müsün, Kürt müsün...

Sağcı mısın, solcu musun...

O sadece alıyor.

Sessizce.

Ve belki de
bizden daha insan.

Kazım'ın türküsü
bir yerlerde hâlâ çalıyorsa
bırak çalsın.

Belki biri duyar.

Belki bir çocuk
o sesin peşinden gider.

Belki bir gün
birbirimize bakarken
önce kim olduğumuzu değil,

insan olduğumuzu hatırlarız.

Çünkü gidiyor her şey.

Sevgi gidiyor.

Zaman gidiyor.

İnsan gidiyor.

Ve biz
sanki hiçbir şey olmamış gibi

yaşamaya devam ediyoruz.

İşte en çok buna
içim yanıyor.

Yok olan yalnız sen değilsin.

Ben de eksiliyorum.

Hepimizden
bir parça kopuyor.

Ve kimse
“ne oldu bize?”
diye sormuyor.

Hikmet Metin Çavdar
Kayıt Tarihi : 29.08.2026 01:01:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!