Baharın rengi solgun, ufkun kızılı boğuk
Güneş fazla yakıyor kararan tenimizi
Ne sıcakta merhamet ne soğuk eski soğuk
Anlatırlar geçmişi:
görülmüş mü acaba kötülüğün bittiği,
kuşlar göç eder miymiş eski alemlerine
Irmak nasıl akarmış dökülürken engine
eskiden de bu kadar sadıkmış mı eşine
taştan taşa bağrını yırtar mıymış üveyik
Değişti her şeyin ahengi, rengi
Dalların rüzgarla kalmadı cengi
Yaprak renk vermiyor hazan mevsimi...
Uçsuzluk somurtkan, son durak hep lal
Sevgi gündelikçi, sadakat masal
Ömürsüz şarkılar dökülür tel tel
Dağlar boyun bükmez hazan mevsimi…
Kavgalara mesken şehrin damları
Yapılar eğreti, duvarları kan
baskın acıların yok muhtırası
Sırtımız yığınla hançer yarası
Değişmiyor alnımızın yazısı
Göz gözü görmüyor, kum fırtınası
Hain pusu kurdu hazan mevsimi…
Kutsal cenge can verdik bir zamanlar
Keder zirve yaptı, yıkıldı hanlar
Hatıramız ne kadar da yamandı
dalgası kesildi, sustu ummanlar
Mazlumun kanına doymaz azmanlar
Canlar şikest oldu hazan mevsimi.
Lakin hak bakidir, sabrımız geri
Kumpasa düşmüşüz içten içeri
Çok uzadı, bitsin artık zemheri
Kelamın bittiği yere gelmişiz
Zaman şahlansa da, yer görse eri
Yittiği yerdedir sancağın izi
Az kaldı bitecek hazan mevsimi….
Kayıt Tarihi : 19.12.2015 10:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!