Yılmaz Güvenilir Şiirleri

2

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Yılmaz Güvenilir

Birmanya, 1917-1922

O esaret ve umutsuzluk yılları sürüp giderken, hiç akla ve hayale gelmeyecek bir zamanda bir umut yelinin birden esmeye başlaması, tanrısal bir olay ya da bir mucizeydi herhalde. Balkandan o zor yıllara, bu hikaye, bu serüven Kosovada başlayıp umudun ve düşlerin bir bir yıkıldığı yerde, Marmaranın.., tarihsel bir kıyı kentinde noktalanır.

Onlar mı, hep kaygan bir zeminde dans ettiler. Hem de yarım yüzyıldan öte. Çileler arasında çok direndiler; ama ne var ki, o yazgısal engel neyse, onu bir türlü aşamadılar. Bu göçmen aile acaba, gerçekle düşü birbirine mi karıştırdı? Yoksa onlar, bir başka Don Kişot muydular?

Devamını Oku
Yılmaz Güvenilir

Güneş, yorgun argın Ege' ye el ederken, akşamın alacasında Çanakkale' ye gelmiştik. Her iki yaka da savaş yorgunuydu. Bir iki gemi vardı. Gülcemal, biraz uzakta demir attı. Denetim, yazışmalar...

Payitaht İstanbul uzaktan, hafif bir sisin ardına gizlenmişcesine gözüküyordu. Sultanahmet Camisi, Ayasofya, daha öteleri; oraya buraya serpiştirilmiş kimi savaş gemilerinin silüeti? Haydarpaşa istasyonu, bir karartı gibi gözlere yansıyordu. Gülcemal vapuru Sarayburnu' nun önlerine gelmişti ki, yüreklerimiz kıpır kıpır etmeye başlamıştı. Elbette ki öyle olurdu, dünyanın bir ucundan, tüm umutların tükendiği bir yerden, İstanbul'a merhaba diyebilmek büyük bir olaydı. Memlekete kavuşmak, yanıp tutuşulan bir sevgiliye ulaşmak gibi bir şeydi.

Gözlerime hala inanamıyordum. Bir düşte miydim, hayal mi görüyordum? Bu, aslında yeniden yaşama dönmekti. Çin Hindi' nde biz, artık her şeyin sona erdiğine inanmıştık. Geriye dönebileceğimizi düşlerimizden bile atmıştık. İstanbul'a merhaba mı, akıl dışı bir olaydı bizim için. Galata Rıhtımı' na indiğimde, hala kendimi bir boşlukta hissediyordum. Gözlerimi sağa sola çeviriyorum, İstanbul da benim gibi yorgundu. Çünkü o, 'işgal İstanbul' uydu.

Devamını Oku