1955 yılında Erzincan’da doğdu.
İlk ve Orta tahsilinden sonra özel bir Mektupla Öğretim Kurumunun muhasebe bölümüne kaydolmuş ve başarıyla bitirdikten sonra önce Ankara, daha sonra Siirt’te vatani görevini tamamlamıştır.
Askerden sonra serbest muhasebe bürosu açarak Erzincan’da 10 yıl muhasebecilik yapmış, insanlara daha çok hizmet edebilmek azmiyle işyerini kapatarak Türkiye Gazetesine geçmiştir. Burada uzun yıllar çeşitli kademelerde görev yapmış ve bu görevlerinin yanı sıra gazeteciğini de devam ettirmiştir.
1987-1994 yılları arasında Türkiye Gazetesi Gümüşhane Temsilciliği görevini ifa etmekte iken bir çok hizmetin yapılmasına da vesile olmuştur.
1996 yılında İhlas Holding’in Tozsuz Altın Tebeşirleri fabrikasının İstanbul’dan Erzincan’a nakli ile görevlendirilmiş, daha sonra Tebeşir Fabrikasının Müdürlüğünü yaptığı 6 yıllık süre içerisinde başarılı faaliyetlerinden dolayı Erzincan’ın ismini yurt genelinde ve yurt dışında duyurmuştur.
Yılmaz Garip, muhasebecilik ve gazetecilik mesleğinin dışında reklam uzmanlığı, desinatörlük, ressamlık, yazar ve şairlik yönleri ile de bilinmektedir.
Yılmaz Garip, evli ve 3 çocuk babasıdır.
Eserleri
Yazarın henüz yayınlanmış bir eseri bulunmamakla birlikte, baskıya hazır 2 şiir kitabı bulunmaktadır.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!