Düşürdü beni bir dert, mazinin çıkmaz sokaklarına
Ara bul bakalım! Kimler kaldı orada?
Her şey aktı su misali, zamanın yatağında
Kim bekler seni sandın! Bu köhne sokakta
Takılmışsın yine bir arabesk şarkının ardına
Bu sabah bir başka sabah, katran rengi bulutlar başımda
Çalmayacak telefonum, belki bir daha
Duymayacak kulağım, bir günaydın sözü bir daha
Yollarımı gözleyenim de yok, kalmışım bir tenhada
Duyulmuyor artık kuş sesleri, evimin sokağında
Bir gurur uğruna, yaktım her ikimizi
Şimdi vicdan azabında kaynıyor her bir hücrem
Varmak için sana, nelerden vazgeçmezdim
Gel gör ki! Bir gurur seline kapılıp gittim işte
Bilseydim eğer, kaybetmenin acısını
Ferhat olup, dağları aşmaz mıydım görmek için gül cemalini?
Yıllardan geçerken,
temrin ettim acılarla bir olmayı…
Yaşamadım baharı.
Vuslatlar, hasretlere dönüşürken yüreğimde,
düşümde yaşattım hep baharı.
Esti mi serin havalar, geceleri burada
Yaz mevsimi gömülür yavaştan toprağa
Hazan gösterir kendini, dalda kuruyan bir yaprakta
Eser karayel, düşerim ansızın peşine bir tenhada
Sonbaharlar düşürür beni dertler deryasına
Bir sonbahar güneşidir, penceremi sarıya boyayan
Gözlerim, sarıdan kahverengiye çalan anızlarda
Eski yollar, zikzak çizerek uzanır sarı bir ovaya
Yüreğimden bir çocuk fırlar, koşar hızlıca sana
Bilirdin beni, ne çok severdim sarı renkli lambaları
Değer yargısı değişti vicdan defterinde
Kabalık, sertlik, değer buldu yeni düzende
Aydın idam edildi cahilliğin kemendiyle
Hukuk, adalet, esir şimdi gücün kalesinde
Zarafet kurban edildi, vahşetin dünyasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!