Yağmurlu bir kasım akşamıydı,
tam da trenin kalkmasına beş dakika kala,
İstasyon büfesinin önünde,
telaşla çayını yudumlayan o yabancıydın.
Gözlerin bir romanın ilk sayfası gibi
gizemli ve davetkardı,
Üşüyen ellerini pardösünün cebine saklarken,
göz göze geldik o an.
Zaman durdu, rayların sesi kesildi,
içimde bir yerlerde sessizce bir öykü başladı.
♾️ ♾️ ♾️
Her şey usul usul ilerledi; hani derler ya,
bir çığ gibi değil, bir nehir gibi.
Mektuplar yazdık birbirimize,
zarfların içine kurutulmuş papatyalar gizleyerek.
Sen uzak bir şehrin sokaklarında adımlarken beni düşündün,
Ben ise buradaki her çay ocağında,
masanın karşı sandalyesini hep sana ayırdım.
Bizim sevgimiz buralara sığmadı,
eski kitapların sararmış yapraklarına sığındı.
♾️ ♾️ ♾️
Sonra bir gün çıkıp geldin,
üzerinde yine o aynı mavi hırka,
Gülüşünle getirdin kaç zamandır uğramayan o nazlı baharı.
Sarıldık; hani sanki yıllardır kayıp bir ülkeyi
arayıp da bulmuş gibi,
Dilimizde tek bir kelime yoktu
ama kalbimiz bir destanı fısıldıyordu.
İşte o gün anladım ki,
seninle yazılan her gün, ömrümün en güzel satır arasıydı.
♾️ ♾️ ♾️
Şimdi ne zaman bir tren sesi duysam
ya da bir sayfayı çevirsem,
İçimde hep o aynı kasım akşamının ılık sızısı,
o tatlı telaş uyanır.
Sen benim hiç bitmeyen hikayem,
yarım kalan cümlelerimin tek anlamısın.
Biz bu dünyadan geçip gideriz belki ama
bu sevda bir öykü gibi kalır kalplerde;
Son nefese kadar okunacak,
her mısrasında yine seni fısıldayacak bir şiir gibi...
♾️ ♾️ ♾️
Kayıt Tarihi : 5.11.2026 12:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!