Yazgılar evin balkonunda dert içiyor,
Satırlar kağıttan zamansız sır biçiyor;
Sokaktan geçen kelimeleri seçiyor.
*
Tüm harfler sokağın başında gül satıyor,
Boşluk da soğuk caddede adım atıyor,
Köşeden belirip yazgıma renk katıyor.
*
Belli ki telaşlı, pek fazla durmayacak,
Yolun ortasında boşluğa vurmayacak,
Başlayan kavgada barışı kurmayacak.
*
Yokluğum çok güçlü, bıçaklıyor yazgıyı;
Yere yığılırken kırıyor hep sezgiyi,
Suskunluk geçerken görmüyor hiç gaziyi.
*
Pansumanı ilk önce şefkatim yapıyor,
Evimden çıkarken kalemimi kapıyor,
Umudum mürekkep aramaya sapıyor.
*
Yerde bak cümleler, anlamla can çekişir;
Bu kavga niye ki, yazgım nasıl değişir?
Olsaydın şimdi sen, harflerden bal yetişir...
*
Defter kıyısından mürekkebim akıyor,
Zamansız ayrılık da yazgıma bakıyor;
Yoldan geçen sözler hep içimi yakıyor.
*
Meydanın ucunda sözler tatlı diziyor,
Kaldırım üstünde hicran çalım geziyor,
Köşeden çıkan ses sayfaya kuş çiziyor.
*
Acelesi vardır, çok uzun kalmayacak;
Bulvar ortasında hiç selam almayacak,
Kavgaya tutuşup hülyaya dalmayacak.
*
Ayrılık pek zalim, yaralıyor sözümü;
Toprağa düşerken kaybediyor özümü,
Dalgınlığım geçse, çevirmem hiç yüzümü.
*
Merhametim gelip yarasını sarıyor,
Odamdan fırlayıp gözüm seni arıyor,
Arzularım, kanla imdadına varıyor.
*
Yazılmış mektuplar kaldırımda soluyor;
Neden bu çatışma, kime faydam oluyor?
Olsaydın yanımda, huzurum yol kolluyor...
*
Camın kenarında hasret mektup yazıyor,
Vakitsiz yalnızlık derin kuyu kazıyor;
Yoldan akan hisler satırlara sızıyor.
*
Köşenin başında garip yazgım doluyor,
Caddede unuttum ağıt taşa konuyor,
Beliren her imgem rüzgarlarda donuyor.
*
Adımım pek hızlı, kimseyi beklemiyor;
Meydan ortasında tek cümle eklemiyor,
Çatışma başlarken kalem hiç teklemiyor.
*
Unutmuş acımı, hançerliyor imgemi;
Kan kaybeden yazgım, solduruyor gölgemi,
Kayıtsızlık geçip, hiç tanımaz bölgemi.
*
Sevecen duygular yardımıma geliyor,
Kapıdan fırlarken endişem baş deliyor,
Nefes arayan düş tek çareyi biliyor.
*
Can çekişen metin kaldırımda ağlıyor;
Bu dövüş nedense, elime ip bağlıyor,
Burada olsaydım, söz acımı dağlıyor...
*
Terasın ucunda keder yazıt dokuyor,
Ansızın gelen gam hep bağrımı söküyor;
Geçip giden hisler de boynumu büküyor.
*
Caddenin başında güzel imzam ışıyor,
Kibirli yalnızlık sınırları aşıyor,
Köşeden doğan söz sayfalardan taşıyor.
*
Telaşım pek büyük, uyarı dinlemiyor;
Sokak ortasında korkudan inlemiyor,
Alevlenen harbi kimse de önlemiyor.
*
Yalnızlık pek serttir, kurşunluyor öykümü;
Devrilmiş satırlar, çekemiyor yükümü,
Sessizliğim geçip, hiç sormuyor kökümü.
*
İncecik şefkatim ilk nefesi veriyor,
Merdivenden inen, sabır taşım eriyor,
Umudum yazgıya taze soluk deriyor.
*
Vurulmuş bak yazgım taş üstünde kanıyor;
Gerek var mı buna, niçin bağrım yanıyor?
Evde olsaydın sen, dilim seni anıyor...
*
Avlunun taşında gönlüm yazgı okuyor,
Mevsimsiz ayrılık ince hüzün dokuyor;
Caddeden geçen sır mürekkebe kokuyor.
*
Köşedeki tezgah sıcak simit bölüyor,
Sensizlik yollarda küstah gibi gülüyor,
Beliren başlığım gölgesinde ölüyor.
*
Vakti dar olsa da bakışımdan kaçmıyor;
Çarşı ortasında gizli sırrı açmıyor,
Tutuşup kavgaya kıvılcımlar saçmıyor.
*
Sensizlik acımaz, zehirliyor anlamı;
Yere düşen kağıt unutuyor selamı,
Soğukluğun geçse, duymaz bile kelamı.
*
Şefkatim eğilip gözyaşımı siliyor,
Telaşla koşarken kalbim yolu biliyor,
Umudum harflere taze ömür diliyor.
*
Bu yaralı yazgım son nefesi bekliyor;
Kavgaya ne hacet, üstüne dert ekliyor,
Yakın olsan da sen, kalemim hep tekliyor...
*
Sundurma altında hasret yazgı süzüyor,
Zamansız burukluk can ruhumu üzüyor;
Yoldan geçen düşler yeni destan düzüyor.
*
Durağın önünde hep bir dipnot duruyor,
Karanlık boşluğa pusu hile kuruyor,
Köşeden çıkan söz yüreğime vuruyor.
*
Adımım çok çabuk, korkuyu bilmeyecek;
Cadde ortasında yazgıyı silmeyecek,
Başlayan arbede kimseye gülmeyecek.
*
Boşluk sa pek gaddar, parçalıyor kurgunu;
Devrilen sayfalar, yaşıyor hep vurgunu,
Dargınlığım geçse, görmez yazgım yorgunu.
*
Vefalı şefkatim kollarını açıyor,
Yuvasından çıkan umut ışık saçıyor,
Kan arayan kalem karanlıktan kaçıyor.
*
Can çekişen dizem hep acıyla bükülür;
Bu kavga ne için, mürekkep mi dökülür?
Bizde olsaydın sen, karanlıklar sökülür...
*
Çardak gölgesinde kalem yazgı arıyor,
Zamansız hicranım dört bir yanı sarıyor;
Sokaktan geçen düş saçlarımı tarıyor.
*
Köşenin başında harfte ışık çağlıyor,
Yokluğum caddedeki yolları bağlıyor,
Beliren her taslak taze nefes sağlıyor.
*
Acelesi var belli, adres sormayacak;
Geçit ortasında zihnimi yormayacak,
Kopacak fırtına dinmeden durmayacak.
*
İnsafsız yokluğum, hırpalıyor yazmanı;
Kan kaybetmiş metin, okunmuyor fermanı,
Suskunluğum geçse, olmaz ona dermanı.
*
Şefkatim yetişmiş acısını duyuyor,
Eşiklerden aşan gölgem yolda uyuyor,
Umudum mürekkep damlasını koyuyor.
*
Hırpalanan yazgım yaprak gibi sararır;
Neden çıktı kavga, gündüz gece kararır?
Olsaydın bugün sen, ufuk gülle kızarır...
*
Balkonun ucunda ayrılık pay biçiyor,
Vakitsiz olsa da yazgım keder içiyor;
Yolda akan hisler hep önümden geçiyor.
*
Köşenin başında gülüm yazı satıyor,
Yokluğum caddede her cümleye çatıyor,
Beliren hayalim ufuk gibi batıyor.
*
Acelesi belli, bu durakta kalmıyor;
Cadde ortasında geri adım atmıyor,
Başlayan kavgada korkulara dalmıyor.
*
Yokluğum çok zalim, yaralıyor yazıyı;
Toprağa yığılıp, büyütüyor sızıyı,
Suskunluğum geçse, fark etmez bak kazayı.
*
İlk yardımı hemen şu şefkatim yapıyor,
Evimden çıkarken ruhum umut yaşıyor,
Kan arayan gönül hakikate tapıyor.
*
Hayalimde yazgım can çekişip bitiyor;
Kavgaya ne gerek, bir güzel söz yetiyor,
Olsaydın eğer sen, sözlü kavga yitiyor...
Kayıt Tarihi : 15.10.2026 15:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!