Türk şair ve yazar. Gazetecilik, yöneticilik ve avukatlık da yaptı.
Aslen Azerbaycan göçmeni ailenin çocuğu olan Yavuz Bülent Bâkiler Sivas doğumludur. İlk ve orta öğrenimini Sivas, Gaziantep ve Malatya'da tamamladı. 1960 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra kısa bir süre Yeni İstanbul gazetesinde çalıştı. TRT Ankara Radyosu Merkez Program Dairesi Başkanlığı'nda raportör olarak çalışırken çeşitli kültür programları hazırladı ve sundu. 1969-1975 yılları arasında Sivas'ta avukatlık yaptı. İl Başkanlığı görevinde bulunduğu Adalet Partisi'nden belediye başkanı ve milletvekili adayı gösterildi. 1975-1976 yılları arasında Başbakanlık Toprak ve Tarım Reformu Müsteşarlığı'nda hukuk müşavirliği yapan ve 1976-1979 yılları arasında Ankara Televizyonu'nda çalıştıktan sonra 1979-1980 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı müsteşar yardımcısı olarak görevlendirildi. 12 Eylül Darbesi'nin ardından müşavir kadrosuna atandı ve 1992'ye kadar bu bakanlıktaki hizmetini sürdürdü. İki yıl da Başbakanlık müşaviri olarak görev yaptıktan sonra 1994'te emekli oldu.
Liseden mezun olduğu 1953 yılında Türk Sanatı dergisinde çıkan ilk şiirinin ardından şiirleri mahallî dergi ve gazetelerde yayımlandı. Hisar dergisi şairleri arasında yer aldı. Uzun süre Tercüman ve Türkiye gazetelerinde köşe yazıları yazdı. 24 Mart 2013 tarihinde Türkiye gazetesindeki görevinden kendi isteğiyle ayrıldı.
Eserleri
Şiir
Yalnızlık, (1962)
Duvak, (1971)
Seninle, (1986)
Harman, (2003)
Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin
Gezi notları
Üsküp’ten Kosova’ya (1979)
Türkistan Türkistan (1986)
İnceleme
Şiirimizde Ana (1976)
Tabuları Yıkmak
Sivas'a Şiir (1973)
Âşık Veysel (1986)
Elçibey
Mehmet Akif'te Çağdaş Türkiye İdeali (1990)
Sözün Doğrusu 1-2 (2002)
Sevgi Mektupları
Gidenlerin Ardından
Arif Nihat Asya İhtişamı
Anı
Unutamadıklarım
Gönlümdekiler ve Ötekiler
Hatırladıklarım
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




-
Karahan Ulusoy
-
Elif Key
-
Gülşah Başol
Tüm YorumlarSözde senden kaçıyorum, dolu dizgin atlarla...
Kalemlerimiz önünüzde saygıyla eğiliyor üstad.
Allah ömrünüze bereket versin.
İnce ağrılar gibisin bir bilinmez yerimde
Bir efkârlı türküsün gecelerimde.....
...
Pirim...efendim...dizelerimin gönlümden kopup emekleme sebebim...