'Seni seviyorum'
Demiştim bir kere...
Daha fazla saklayamamıştım işte.
Bilirsin ne zor söylenendi,
Samanyolunda bir yıldızı
sırtlayıp yürümek gibi.
(Geri dönmemek üzere
Bodrum'a doğru yola çıktığımda
sağanak vardı İstanbul'da)
Ah be İstanbul!
Burgaçlara tutulmuşum maviyle yeşilin ortasında.
Sürükleniyorum sana, yelkenlerim paramparça.
Gözlerinle vurulmuş yağmur damlasıyım,
yıldızlarla, yakamozların arasında.
Aç avucunu, aç, düşüyorum..!
İşte masal bu ya...
'O' bir zamanlar cennet varlığıymış.
Bitmez tükenmez güzellikler içinde,
Adem le birlikte yaşarmış.
İyi de anlaşırlarmış.
Bir azgın ırmağın kenarında,
çalılar arasında boy atmış
tek başına koca bir çınarım.
Hangi rüzgar taşımıştı buraya,
toprağa ne zaman düşmüştü tohumlarım?
Böyle tek başıma kaç yıl yaşadım?
Bakma;
''Yalnızlığı seviyorum'' dediğime.
İçinde sensizlik te varken,
züğürtçe bir avuntu işte.
Sevmiyorum aslında,
Geldim işte...
Ben beklediğinim...
Saçlarını dağıtıp savuran
hoyrat parmaklar gibiyim.
Dağların yücelerinden
Aşkın ezgileri
gözbebeklerimizde dillendiğinde,
Can sevginin dokunuşu oldu
kıpır kıpır yüreğimizde.
Ürkütülmüş bir ardıçkuşunun
aceleci kanat titremelerinde.
Sekizinci renk olamadık gökkuşağında.
Sen bir ucundaydın, ben bir ucunda.
İlkyaz yağmurlarından, damla damla
günışığı biriktirmiştik avuçlarımızda.
Denizkızları şarkılar söylüyordu dolunayda,
uzak bir kıyının kristal kayalıklarında.
Bekle demiştin.
Gelmiyorsun beklesem de...
Ne kızıla boyanan
seher vaktinde,
ne de;
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!