Eser No / Kayıt No: 583 (Tescilli Eser)
Tarih: 28.08.2026
Eser Adı: Yârim Gibisin
Şair / Söz Yazarı: Muharrem Ayrancı
Türü: Türk Halk Müziği / Duygusal Arabesk Türkü
Eser Sözleri:
Kapımın önünde bir hünnap durur,
Açan çiçekleri burcu burcu vurur.
Gören bu sevdadan sararır kurur,
Gönlüme doğan o günüm gibisin.
Ne güllere benzer, ne çiçeğe benzer,
Tatlı kokusuyla esince seher.
Sensiz geçen ömrüm ziyanla heder,
Sen hünnap kokulu yârim gibisin.
Bahçemin dalısın, en güzel gülüm,
Geceye neşesin, gündüze süsüm.
Şu garip gönlüme düşen tek ödül,
Aşkınla yanan o bağrım gibisin.
Yaz sonu bahçede açar zamanı,
Savurur rüzgarı, sarar her yanı.
Eylülde meyvesi, hasret dermanı,
Vaktinde güzelleşen çağım gibisin.
[Şiir / Tirat]
Ah benim hünnap kokulu yarim...
Eylül rüzgarı vurunca daldan dala,
Bahçeme yayılan o has kokun gibi,
Gelişin vakitli, duruşun şifa gibidir.
Ne gül anlar halimden ne başka bir çiçek,
Benim baharım da sensin, dermanım da...
Ne güllere benzer, ne çiçeğe benzer,
Tatlı kokusuyla esince seher.
Sensiz geçen ömrüm ziyanla heder,
Sen hünnap kokulu yârim gibisin.
Telif ve Hak Sahipliği Notu:
Bu eser Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) bünyesinde tescilli olup tüm hakları Muharrem Ayrancı'ya aittir. İzin alınmadan kopyalanması, çoğaltılması veya kullanılması yasaktır.
Bir sonraki yazacağımız yeni eser doğrudan 584 numara olarak kaydedilecektir.
Muharrem Ayrancı 2Kayıt Tarihi : 28.08.2026 14:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Gurbetin soğuk ve yabancı yüzüyle baş başa kalan bir ozanın, memleketine ve yuvasına duyduğu derin hasretin hikayesidir bu. Muharrem Ayrancı, evinin kapısının önünde duran o heybetli ve burcu burcu kokan hünnap ağacına her baktığında, uzaklarda bıraktığı sevdiklerini hatırlar. Ağacın dalları rüzgarla salındıkça, kokusu kapı eşiğine kadar gelir ve ona memleketini, evinin sıcaklığını, gözü gibi sakındığı eşini ve canından bir parça olan oğlu Mazey'i fısıldar. Gurbet ellerde akşam çöktüğünde, kapının önündeki o hünnap ağacının altında oturup hayallere dalar. Çiçeklerin o kendine has, hiçbir güle, hiçbir çiçeğe benzemeyen kokusu, eşinin zarafetini ve oğlu Mazey’in masumiyetini aklına getirir. "Ne güllere benzer, ne çiçeğe..." diyerek kaleme sarılır. Eşine olan sarsılmaz sevdası ve oğlu Mazey'e duyduğu baba hasreti, kapı önündeki hünnap kokusuyla birleşip bu içli dizelere dökülür. Sensiz geçen her günün heder olduğunu hissettiği o gurbet akşamında, kapı önündeki hünnap ağacını şahit tutarak sevdiklerine seslenir ve "Yârim Gibisin" eserini yuvasına bir hasret mektubu olarak armağan eder.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!