2006 yılında Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde doğmuş hayatı yaşanmışlıklarla dolu olmayan, genç bir şair.
Eserleri
Akşam Serinliği
Hayal
bitmeyen yol
yol, sen ve ben
saat 17.40, Haydarpaşa Garı
Sen Aya Benziyorsun
kahve, kağıt, kalem
koyu mavi gökyüzü
yeşil ve sarı
aşk vicdan işi değildir
uçurtmalar
pes etmek mevzusu
ağaçlar
hatırat
karanlık gökyüzü
ruh-i hasbihal I
5.10
kırık tabak
yıldırımlar
bulutlu günün açmayan güneşi
belirsiz
bir ev
yumruk
olduğu kadar
yine olmadı
kireçburnu
sen
ağlamadan
vardır da
taş üstüne
beşin ağacı
4.20
suretli sigara
damla damla gözlerim
sevmeye sevda
büyük şair
beypazarı
ah
figan
tını
düt
tekleme
camdan hallice
küçük insanların büyük şehri
çatlak eller
yoksul kaldırımlar
bırakamıyorum
buruk zihinler
içi düz
kan dolu göz bebeği
maçın da evveli
it durmaz ayazı
kendine aşık eden şehir
valiz
şerbet kokan kan
kayıp çakmak
büyük insanların küçük şehri
kar ayazı
zehir zemberek
cami solda kalmış
mavi ışıklar
Unutma!
şarapnel
yel ağrısı
Yalnızlık Koridoru
mapushane sağda kalmış
düldül saklanıyor
közlerimle
patlamış dikişler
fazla demli
merdiven
çatı
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!