Bir secdeye değmemiş alın
Birde rukuya varmamış boyun
Hasretini çekmiştir namazın
Benim sana arzum gibi
Bir yakup yusufunu
Hani doğmadan önce söz vermiştik
Başkalarının sevgisizliğinde pişecekti
çiğliğimiz
üzmemek için kendimizi
Ve susamak için içimizdeki sevgiye
Otomobilin radyosunda şarkımız yanımda sen
Kimsenin bakmadığı gibi bakardın bana
Ürkek utangaç çekingen
En sevdiği ritüel'e hazır
Pusuya yatmış dudaklarımız
tutkuyla o ânı beklerken
Şüpheleniyordum; sen olmasından korkup dillendirmediğim, beni kandırmak isteyen o dipsiz sesten.
Âlemi perde yapsan da artık nafile, öylesine gizlenilmez; aşikârsın.
Bir bu kadar daha âlem yaratsan da boşuna; ay gibi ortada, güneş gibi meydandasın.
Lakin bir başka şüphe geceleri, gündüzleri hep içimi kemiren:
"Ben" dediğim de mi sensin?
Sen mi yoksa ben mi kendi kendini kendinden gizleyen?
Bir tek aşıklar kullanır elveda sözünü
Elveda diyorsan Niye ayrılık
Alevden gömlektir elveda
Gidiyorum sözüyle saplanır
Ateşten bıçak
Hangi yürek dayanır
Göz kendine kör Ten bene zindan
İçimde gizlenir evrenin sırrı
Bilen varmı hangi an başladı zaman
Düşüyor içimden ılık renkli hayal
akıyor avuçlarımdan sisli duman
hakikat Başkası kılıyor beni
Sen ki beni seçtin tamlıktaki noksanlığa,
Bilseydim O sensin, hiç öfke duyar mıydım kendime?
Yokluğun varlığına kanıt,
Âlem kudretine delil...
El-Bâri, El-Musavvir, El-Hâlık'sın;
Görülmemiştir mümkün olanı yarattığın.
Önce varken yok oluruz,
hep böyle başlar belki de…
Bir şey kırılmaz bir anda,
sadece yavaş yavaş eksilir
seslerimiz birbirinden.
Ne sen suçlusun,
Sensizlik
Güneşin sönüşü
Baharın bitişi
Ölümün ölmeden sürekli tekrar edişi
Yokluğunu Yaşasan içimde
Sende kurtulmak istersin benim gibi benden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!