Ey aşk meydanının yüce sultanı,
Sende zâhir oldu Ahmed’in canı.
Aydınlatır nurun bütün cihânı,
Yâ Hüseyn ibn-i Alî, yâ Kerbelâ...
Sana pervânedir ervâhın râhı.
Kerbelâ çölünde suya hasretin,
Arşa yükseltmiştir feryâd u fıttın.
Zehra’nın bağrında gonca niyetin,
Yâ Hüseyn ibn-i Alî, yâ Kerbelâ...
Sana pervânedir ervâhın râhı.
Şâh-ı Merdân Alî, senin atandır,
Mustafâ gözünden yaşlar dökendir.
Sırr-ı velâyet ki sende bitendir,
Yâ Hüseyn ibn-i Alî, yâ Kerbelâ...
Sana pervânedir ervâhın râhı.
Ehl-i Beyt’i seven bulur rızâyı,
Zikrinle ihyâ et kalb-i gınâyı.
Esirge kapından derd ü belâyı,
Yâ Hüseyn ibn-i Alî, yâ Kerbelâ...
Sana pervânedir ervâhın râhı.
Arş u ferş dilinde nâmın okunur,
Aşkınla vuran kalb Hakk'a dokunur.
Bu fakir kapında himmet bakınur,
Yâ Hüseyn ibn-i Alî, yâ Kerbelâ...
Sana pervânedir ervâhın râhı.
Dergâhında Sâdık bir kemter gedâ,
Bu canın yoluna eylesin fedâ.
Şefâat kıl bize ey kân-ı Hudâ!
Yâ Hüseyn ibn-i Alî, yâ Kerbelâ...
Sana pervânedir ervâhın râhı.
28.06.2026
Keçiören İncirli
Ejder Gülkokar fakîrü’l-Melâmî
Kayıt Tarihi : 23.06.2026 22:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!