Vuslat Ümidi Şiiri - Gökhan Öztürk 3

Gökhan Öztürk 3
81

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Vuslat Ümidi

Cihan zindan gelir sensiz, garibim ya Resulullah,
Gözüm yaşı dökülür hep, tabibim ya Resulullah.
Kapında kıtmir olsam da, yeter bu cana devlet,
Cemalin nuruna müştak, habibim ya Resulullah.

​Günahım dağlar aşsa da, senin afvın bahr-ı umman,
Gönül mülkü perişandır, eyle ya Nebi derman.
Ezelden sevmişiz canı, yolunda başımız feda,
Şefaattir tek ümidim, yazılmış en son ferman.

​Dua edip kapına geldim, boyun büktüm boylandım,
Aşkın ateşiyle pişip, nâr-ı sevdayla yandım.
Senden ayrı geçen dehre, hayat demek ne hacet,
Vuslatın hayaliyle ben, bu dünyada oyalandım.

Geda mülkünde bir zerrem, şefaat kıl Efendim,
Kapında bende olmakla, murada erdi bendim.
Günahkar olsa da ümmet, senin isminle can bulur,
Seni sevmekle ey Sultan, ben nefsimi yendim.

Gökhan Öztürk

Gökhan Öztürk 3
Kayıt Tarihi : 25.2.2026 21:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


​Birinci Kıta: Hasret ve Bağlılık ​Cihan zindan gelir sensiz, garibim ya Resulullah: Sen (manen) yanımda olmayınca bu dünya bana bir zindan gibi dar ve karanlık geliyor, kendimi bu dünyada kimsesiz ve garip hissediyorum. ​Gözüm yaşı dökülür hep, tabibim ya Resulullah: Gözyaşlarım hiç dinmiyor; ruhumun ve kalbimin tek doktoru (tabibi) sensin. ​Kapında kıtmir olsam da, yeter bu cana devlet: Senin kapında (Ashab-ı Kehf’in sadık köpeği) Kıtmir gibi bir hizmetçi olsam bile, bu benim için dünyadaki en büyük saadet ve zenginliktir (devlettir). ​Cemalin nuruna müştak, habibim ya Resulullah: Ey Allah’ın sevgilisi (Habibim), senin o nurlu yüzünü görmeye can atıyorum, ona çok hasretim. ​İkinci Kıta: Af ve Derman Arayışı ​Günahım dağlar aşsa da, senin afvın bahr-ı umman: Benim günahlarım dağlar kadar büyük ve çok olsa da, senin (vesile olacağın) bağışlanma denizler, okyanuslar (bahr-ı umman) kadar sonsuzdur. ​Gönül mülkü perişandır, eyle ya Nebi derman: Kalbim ve ruhum darmadağınık, perişan bir halde; ey Peygamber, bu derdime bir çare (derman) ol. ​Ezelden sevmişiz canı, yolunda başımız feda: Biz seni ruhlar yaratıldığından beri (ezelden) sevdik; senin yoluna canımız, başımız feda olsun. ​Şefaattir tek ümidim, yazılmış en son ferman: Benim için kurtuluş yolu olarak yazılmış son karar (ferman), ancak senin bana şefaat etmendir. ​Üçüncü Kıta: Aşk ve Vuslat ​Dua edip kapına geldim, boyun büktüm boylandım: Huzuruna dua ile geldim, mahcubiyetle boynumu büktüm, huzurunda durdum. ​Aşkın ateşiyle pişip, nâr-ı sevdayla yandım: Sana duyduğum aşkın ateşiyle olgunlaştım (piştim) ve sevda ateşiyle (nâr-ı sevda) kavruldum. ​Senden ayrı geçen dehre, hayat demek ne hacet: Senin maneviyatından uzak geçen bir zamana (dehre) "hayat" demeye ne gerek var? (Sensiz geçen zaman yaşanmış sayılmaz). ​Vuslatın hayaliyle ben, bu dünyada oyalandım: Sadece sana kavuşmanın (vuslatın) hayaliyle bu dünya hayatına katlandım, vaktimi onunla geçirdim. ​"Geda mülkünde bir zerrem, şefaat kıl Efendim," (Bu fakirlik ve acizlik dünyasında sadece küçücük bir zerreyim; ey Efendim, bana şefaat et.) ​"Kapında bende olmakla, murada erdi bendim." (Senin kapına bir hizmetkâr, bir köle gibi bağlanmakla; kalbimdeki tüm arzular en büyük gayesine ulaştı.) ​"Günahkar olsa da ümmet, senin isminle can bulur," (Ümmetin hataları, günahları olsa bile; senin mübarek ismini anmakla kalpler yeniden hayat bulur ve huzura erer.) ​"Seni sevmekle ey Sultan, ben nefsimi yendim." (Ey gönüllerin Sultanı; sana duyduğum o büyük aşk sayesinde, bencil isteklerimi ve nefsimin kötü arzularını dize getirdim.)

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!