Muhâkeme
Gönlümün duvarında paslı izler, kapanmayan yaralar
Visal bu hayatı izlemeye gelmiş meğer
Şiirlerim bi miğfer
Kendime bir gençlik borçluyum,
Sabır dediğin şey tükenen bir kaynak
Sevmek alışkanlık, bıraksam eksik kalacak
Ahvalim kırık dökük, ne etik ne estetik
Ama içimde patlayan sahneler… Dramatik
Mütemadiyen iç hesap, bitmeyen devinim
Es, ey rüzgâr , es
Kudretinle olursun nefes ,
Ama bu sefer
Yüreğimdeki ateşi söndürmek için es.
Varsın sönsün ateş , varsın kül olsun sevda,
Bir sonbahar gecesinde bulsunlar beni.
Karşımda deniz olsun,
ortasında kulesi kız olan...
Ve yapraklarını üzerime hafifçe serpiştiren ağaç ,
Yarı ölü bedenimin tam arkasında dursun.
Üzerinde bulunduğum bankın tüm soğukluğunu ,
Gaflet uykusuna yatırdığım onca kelimem var.
Senin sessizliğine dâhi hemen uyanır onlar.
Hallerinden herkes değil, yalnızca bilen anlar.
Esirgeyeceksen ilhâmından , bırak da uyusunlar.
Yâre geçmezse sözüm
Görmez tabi eğer yaşlıysa gözüm
Neyleyim malı mülkü
Yâre geçmezse sözüm
Coşar çağlar sesimle deryâ
Her ne kadar altı çizilesi kelimelerle yeni bir lügat oluştursamda
Haddi hududu aşan kaç an , düşlediysemde iç sûretini
Anladım ki benim harcım değilmiş yazmak , senin tefsirini...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!