Çevirdim yüzümü bu sabah erken
Sütunu vefadan surlar aradım
Bir sonsuz yolcu ki daha var derken
Yârene götüren yârlar aradım
Sattılar ihtirâs naralarına
Bugünü kaybettik belki yarına
Atın cesedimi aşkın harına
Bağrımı dağlayan pirler aradım
İfritin ağında benim canlarım
Fısk fücur d/ağında benim canlarım
Kizbin kucağında benim canlarım
Tokmağı öteden mirler aradım
Tahammül gerekir düşülen nara
Belki bir seherde gark eder nura
Her vuslat bir veda sükûn ruhlara
Hiçliği bürünmüş varlar aradım
Ahlakta üftâde derine akan
Asrın kucağına hoşluk bırakan
Vicdan süzgecinden kalp ile bakan
Ruhu satılmamış hürler aradım
Sevgiyi yol ettim kendime göre
Sabırdan dağ yaptım şefkatten dere
Edepten gelenek barıştan töre
Furkan’dan yadigâr yerler aradım
Teraziyi mihenk ettim satıra
Mevla lütfeyleye gücüm yetire
“El-emin”ler beni alıp götüre
Sadâkat libaslı serler aradım
Zamansız vakitler fark ettim bugün
Hüznümü ümide terk ettim bugün
Zihni hakikate gark ettim bugün
Kendime getiren erler aradım
Kayıt Tarihi : 30.12.2006 05:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Vefa Sadakat ve Vicdan Hayat, akıp giden bir nehir gibi; her gün daha kalabalıklaşan ama bir o kadar da ıssızlaşan bir bulvar gibi... İnsanlığın insan pazarına dönüştüğü, her şeyin bir bedeli olduğunu gördükçe, erdem ve vefa denilen o köklü varlığın yok oluşunu seyrediyoruz. Kaybolanın, kendimizden uzaklaştıran insanlığımızı yerle yeksan eden vefa ve sadakatin ayaklar altına alınmasıdır. Vefa, sadece geçmişin hatırasını anmak değildir; vefa, bugünün dehşetli tufanında savrulmadan insan kalabilmenin harcıdır. Çıkar ilişkilerinin, heveslerin ve ihtirasların dünyasında, kalbini korumak artık hayati derecede zorlaştı. İnsan onurunu pazara çıkaranlardan uzak, vicdan ehli dostlara ihtiyaç var. Çünkü biliriz ki, vefa yoksa ahlak da yoktur. Vefa, Allah'tan başka kimseye kul olmamakla başlar ve en başta nefsin emrinden korunmak, kötülüklerini reddedebilmektir. Ruhu satılmamış, kalemi kiraya verilmemiş, menfaatiyle kibri arasına sıkışmamış hür vefa insanları arıyoruz. Edepten neşet eden, şefkatle örülmüş bir merhamet ve kardeşlik hissini kaybettikçe, hayatın anlamı da köreliyor. Oysa sabır, vefa ve şefkatle yatağını bulan bir kalp terbiyesi, insanı insan yapan hasletlerdir. Sözün mihenk taşı, vefa ve dürüstlüktür. Güvenilir olmak, yani "el-emin" sıfatını omuzlayabilmek, bu devirde en ağır ama en şerefli emanettir. İnsanın hâli diline uymalı, attığı her adımın bir hesabı olacağını bilmelidir. Hüznü ümide, ümidi gayrete, gayreti vefaya terk etmeyi bilmek; zamansız vakitlerin ve geçici kargaşanın arkasından bakıp asıl özü yakalamak vefa ve erdemdir. Bugün, bizi yeniden kendimize getirecek, hakikatin ışığıyla aydınlatacak bir iç sese, bir sükûna ve sadakata her zamankinden çok ihtiyacımız var. Ne kadar uzaklaşmış olursak olalım, fıtratımızdaki o değere dönmek, vefanın ruhuna uygun bir iklimde yerimizi almak mümkündür. Yeter ki niyetimiz saf, samimi; yolumuz edep, pusulamız hak ve hakikat olsun.




Tezahürdür.Tezahür ise sosyal hayatta hemen jemen her şey demektir.....
Yaşar Akbaş
Kırk yıllık saatim fark ettim bugün,
Ömer i Ömer’e terk ettim bugün,
Vefasız görünce çark ettim bugün,
Cemale götüren erler aradım.
Güzel olmuş, emek verene Saygılar...
Sabırdan dağ yaptım şefkatten dere,
Edepten gelenek barıştan töre,
Furkan’dan yadigâr yerler aradım .
Edebiyatın Edebiyle süslenmiş Beyefendi bir yazardan ,derin manalarla sunulmuş güzel bir şiir okudum. Saygıyla...
TÜM YORUMLAR (39)