Kapıyı hızla çekip dışarı çıktı ve asansörün kapısını açtı
Bir an durdu ve düşündü
Asansörle inmekten vazgeçti ve basamaklara yönelip, ağır adımlarla basamakları indi.
Sanki zorla atıyordu adımlarını.
Apartmandan çıktığında, ilk önce sert ve soğuk bir rüzgâr yüzüne çarptı.
Paltosunu iliklemek için ellerini ceplerinden çıkardı ama iliklemekten vazgeçti.
Ana caddeye doğru yürümeye karar verdi ama sonra caddeye doğru yürümekten de vazgeçti.
İlk sokağa saptı. Kaldırımlar ve yollar, günlerce yağan karın durmasından sonra, buzla kaplanmıştı.
Biraz ilerledikten sonra, camlaşmış bir buza basıp yere düştü.
Kalkmadı ve olduğu yerden elini cebine atıp bir sigara çıkardı ve yaktı.
Sonra kalktı ve ilerlemeye devam etti.
Her zaman çay içtiği yere gidip bir sandalyeye oturdu. Kendisine bir çay söyledi.
Çayı geldiğinde, çayı içmekten vazgeçti ve kalkıp yürümeye başladı.
Bir gazete alıp okumaya karar verdi.
Gazeteyi aldıktan sonra, yine her zaman gittiği parka gidip üzeri karla kaplı banka oturdu.
Kıçında soğuğu hissetmeye başlayınca kalkmaya karar verdi ama sıcağı hissetmekten vazgeçip oturmaya devam etti.
Gazeteyi, elleriyle buruşturup yere attı.
Okumaktan vazgeçti.
Sonra düşünmeye başladı.
Vazgeçtiği kadınları düşündü, beslediği hayvanları, ettiği kavgaları, kazandığı ve kaybettiği paraları, karısını, intiharı, Tanrı’yı düşündü...
Sonra düşünmekten vazgeçti.
Derin bir nefes aldı ve bir sigara daha çıkarıp yaktı. Yaşamaktan vazgeçmeye karar verdi.
Sigarasını derin bir nefesle art arda çekip bitirdi.
Sağ elini, paltosunun sol iç cebine sokup bir silah çıkardı ve alnına dayayıp tetiğe bastı.
Kafasının sağ tarafında bir delik, sol tarafında büyük bir boşluk oluştu.
Silah birkaç metre ileri fırladı ve bedeni bir et yığını gibi yere serildi.
Bembeyaz karın üzerinden, ince bir şerit gibi kan akıyordu.
Kan, yokuş aşağı ilerleyip caddeye kadar aktı ve oradan karşı kaldırıma geçti.
Kaldırımdan akıp, caddenin sonundaki sokağa kadar geldi ve sokağa girip, oradan akmaya devam etti.
Biraz ilerledikten sonra, bir çocuğun ayaklarının önünde durdu.
Çocuk kanı görünce “Tıpkı yetimhanedeki renk” diye düşündü ve geçip gitti.
Kan, ilerlemeye devam edip şehrin sınırlarına kadar aktı.
Oradan batıya doğru ilerledi.
Bir ara, bir kadının ayaklarının önünde durdu.
Kadın kana baktı.
“Şiddet” diye inledi.
Sonra koşarak uzaklaştı.
Kan akmaya devam etti ve ülke sınırlarını geçti. Afrika’ya kadar ilerledi.
Siyahi bir çocuğun ayaklarının önünde durdu ve çocuk eğilip kanı eline aldı.
“Açlık” diye bağırdı.
Kimse duymayınca, kanı yerine geri bıraktı.
Kan akmaya devam etti.
Hırsızların, polislerin, fahişelerin, siyasetçilerin önünden geçti ve en sonunda bir şairin önünde durdu.
Şair kanı yerden aldı ve yüzünü yıkadı, alnına iyice sürdü kanı.
Sonra kanı alarak gözden kayboldu.
O sırada, bankın önünde, ambulansı bekleyen kalabalığın arasındaki yerde yatan adam birden ayağa kalktı ve silahı cebine koyup yürümeye devam etti.
Adam, ölmekten vazgeçti.
Kayıt Tarihi : 7.08.2026 18:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!