Vay Babam Vay Şiiri - Ömer Faruk Baykal

Ömer Faruk Baykal
41

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Vay Babam Vay

Toplumun yozlaşmamış,duru adamlarından,
Rakıya su katmadığı gibi,
Kendini yalnızlığa mahkum edenlerden,
Manisa Tarzan’ı gibi.
Birkaç kişi bilir
Atalarının kimler olduğunu;
Saray müneccimleri,hafızlar,ticaret erbabı dedeler.
Bu soy ağacı ile öğünür,
İncir çekirdeğini doldurmaz şeylerden kıl kapar,
Pire için yorgan yakar,
“Nev’i şahsına münhasır” der ya eskiler,
O’nlardan biri.

Bizim kırk yıllık arkadaşımız.
Bizim dediysem büyük bir kitlenin,
O’na sorarsan; üç,bilemedin beş kişinin.
Baba’dır lakabı.
Baba dediysek kırk yıl,
Verir bu lakabın hakkını.
İçki sofrasının hesabını O varsa sen ödeyemezsin,
Ziyaretine kabul ederse gidersin,
Ama,hediye kabul ettiremezsin.
Kendi kazanmadığı hiçbir varlığı sahiplenmemiştir,
Atadan,dededen kalan miras hakları bile
Tarafından,diğer varislere bağışlanmıştır,
Vasiyetidir; oturduğu ev,ölümü halinde
TSK vakfına kalacaktır.

Sır vermez,
Rengini yabancılara belli etmez,
Kendini öyle sanır,
Bir memleket meselesi açılsın,
Köşe yazısına yorum yapılsın,
Hemen açığa çıkar solak fikirli olduğu.

Genç yaşta toprağa verdi,
Kendisinden genç,evli ve iki çocuklu kardeşini,
Orta yaşlarında da babası ve annesini.
Kendi söylemez ama,
Biliriz anne,baba ve yetim yeğenlere maddi katkılarını.

Otuz senelik askerlik hayatının tümünü,
Küçük kasabalarda geçirdi,
Atama şube; “müzmin bekardır” diye not koymuş
Siciline besbelli.

Her atamasında tanzim edilen
“Yalnız bir subaydır” yazılı ilmühaberi,
Otuz sene dolaştırdı onu,Şarkta,Trakyada,Anadoluda
Ve ıssız bir adada.
Albay rütbesine geldiğinde görebildi Ankara’yı,
Askerliğe ilk başladığı yeri,
Eh,artık emeklilik yaşı da gelmişti,
Verdi dilekçeyi,
Çıkardı üniformayı.

Yalnız bir emekli subay olarak
Yalova sahillerini gören dağ köylerinden birine
Yaptırdı iki katlı evini.
Domates,kiraz ve şeftali yetiştiriyor
İki dönümlük bahçesinde,
Eşe dosta dağıtmak için.
Ürünler GDO suz olacak,
Sunni gübre kullanılmayacak,
Tahammül edemez sunni olan hiçbir şeye.
Köyün tepesinde,yolun bitimindedir evi,
Bahçe kapısından girince fark edilir düzeni,
Toprağa çakılı plakalar,
Üzerindeki yağlıboyada yazar,
“Su hattı”
Postacıya talimat;
“Faturaları kutuya at”
Kapı girişindeki sundurmada barometre takılı,
Hudut birliğinden kalma alışkanlık,
Bahçede kara fırın yapılı.
Spora da meraklıdır ha,
Halter,beton zemin üzerinde,
Koşu parkuru işaretli,tel çit çevresinde.
Sigarayı bırakabilse yetebilecek
Bahçe tanzimine ve spora,
Ama bırakamıyor,
Rakının mı?
Onun zararı yok canım,
İç hastalıklarına rakı,
Dış hastalıklara yakı.
Her şeyi yazar,okur,notlar alır,
Kalem ve kağıt kullanarak,eski usul,
Bilgisayar çıkmış,World,excell programıymış,
Uğraşamaz.

Altmış yaşına geldi,
Ne Kulüp marka rakısından vazgeçti
Ne de sol fikirlerinden ayrıldı.
Ha,bak karısından ayrıldı,
Zaten bir yıl bile sürmeyen bir beraberlikti,
Baba’nın mızıkçılıklarını çekebilecek bir kadın gibiydi.
“Hatası neydi? ” diye sorduk,
Prensiplerine ters düşen tavırları olmuş muş,
Zaten Baba’da annesinin ısrarı ile evlenmiş miş.
“Prensibi geç,hırsızlığını,orospuluğunu mu gördün? ” dedik,
Kadına arka çıktık diye küfür yedik.
Ne yapalım,arkadaşımız,
Karı koca arasına girilmez dedik,
Küfürü sineye çektik,
Konuyu gündemden çıkardık.

Her şeyden haberi vardır,
Okuduğu gazete ve dergiler,
Seyrettiği TV kanalları bellidir,
Kendi kafasına uygun olacak.
Öleceği günü bile bildiğinden emindir,
Her hangi bir yılın nisan ayında ölecekmiş,
Ölmek için iyi bir ay.
Ama,kendince bir sebebi var,
Annesi,babası,kardeşi nisan aylarında ölmüş,
Kural adamı ya,
Muhakkak O da nisan ayında ölecek.
Allah,inşallah,maşallah ağzından çıkmaz ama,
Bu sıralar dilinden düşmez oldu
Her iş öncesi;
“Ölmez sağ kalırsam” lafı.
Takma kafana be Baba,
Hepimiz gidiciyiz fani dünyada.
Çoluk çocuğa karışmadın ama,
Sen de hoş bir seda bıraktın bu camiada.

29 Ağustos 2011

Ömer Faruk Baykal
Kayıt Tarihi : 11.1.2017 02:12:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!