Vatan Şiiri - Mehmet Keskin 3

Mehmet Keskin 3
1

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Vatan

Vatan denilince gözleri uzaklara dalardı,
Kalbi de herkeslerden hızlı atardı.
Vatan toprağında secdeye doyamazdı.

Vatan denilince ilk o koştu,
Kimseleri beklemeden
Kurşunlara doğru...
Sevgilisine gider gibi
Vatan toprağına sarıldı,
Vatan o oldu.

Şimdilerde kimse bilmez;
Ne vatanı ne yatanı...

Mehmet Keskin 3
Kayıt Tarihi : 5.09.2026 16:54:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
ÖNCEKİ ŞİİR
SONRAKİ ŞİİR
Hikayesi:


Gürgün’ün Uzakları Köy kahvesinin buğulu penceresinden dışarıyı seyrederken Gürgün’ün gözleri yine o bilindik noktaya, ufuktaki sisli Rumeli dağlarının arkasına takılıp kalmıştı. Ne zaman birisi "vatan" dese, oturduğu sandalyede dikleşir, bakışları sanki kilometrelerce ötedeki o eski sınır çizgilerini, Üsküp’ün, Manastır’ın elden çıkan mahallelerini aşar, çocukluğunun geçtiği ata yurduna giderdi.Balkan Harbi’nin o kara günlerinde, asırlık Türk yurtları birer birer haritadan silinirken Gürgün’ün ruhu o topraklardan hiç göçememişti. Muhacir kafileleriyle bu sınır kasabasına sığınmış, günlük hayatın telâşı içinde sıradan bir çiftçi gibi görünmüştü. Ancak içinde her an patlamaya hazır bir volkan taşırdı. Kalbi, kaybedilen toprakların, geride kalan minarelerin sızısıyla, buradaki herkeslerden çok daha hızlı, çok daha coşkulu atardı.Hatırlardı; o meşum göç gecesini... Evlerini ateşe veren çetecilerin çığlıkları arasında, bir daha basamayacağını bildiği o ata toprağında son kez secdeye duruşunu hatırlardı. Alnını toprağa koyduğunda hissettiği o serinlik, ömrü boyunca alnından silinmeyen bir mühür gibi kalmıştı. O gece, vatan toprağında secdeye doyamamıştı. Yıllar sonra, yeni yerleştiği bu hudut kasabasında bir gece vakti o acı haber geldi. Balkanlar’ı ateşe veren o çeteler, yeni sınır boyundaki Türk karakoluna baskın yapmıştı. Kasabada bir feryat koptu, ahali ne yapacağını şaşırarak birbirine baktı. Vatanın son kalesi de tehlikedeydi. İnsanlar daha ne olduğunu kavrayamadan, feryadı duyan ilk kişi Gürgün oldu. Evinden fırlayıp meydana çıktığında gözlerinde korkudan eser yoktu; o, kaybedecek bir vatanı daha olmadığını çok iyi biliyordu."Gürgün, bekle! Bölükten destek kuvvet gelsin, kimseleri beklemeden gitme!" diye arkasından bağırdı muhtar.Ama Gürgün durmadı. Kimseleri beklemeden, arkasına bile bakmadan karanlığın içine, kurşunların sesinin geldiği o tepeye doğru koştu. Üzerine doğru gelen kurşunlar, onun gözünde birer ölüm tehdidi değil, ata yurdunun intikam muştusuydu. Öyle bir adanmışlıkla koşuyordu ki, sanki ölüme değil, yıllardır hasretini çektiği o ilk ve tek sevgilisine, Rumeli’sine gider gibiydi. Tepenin ardına ulaştığında yarasını umursamadı bile. Son bir gayretle dizlerinin üstüne çöktü ve göğsünü o serin toprağa bıraktı. Yıllar önce Üsküp’te doyamadığı o secde, şimdi bu hudut çizgisinde ebedi bir kucaklaşmaya dönmüştü. Vatan toprağına öyle sıkı, öyle candan sarıldı ki, o andan sonra bedeninin nerede bittiği, toprağın nerede başladığı ayırt edilemez oldu. Vatan o oldu.Şimdilerde kasaba meydanından gelip geçenler, o tepedeki adsız süvari mezarının önünde durup bakarlar. Zaman geçip gitmiş, o büyük bozgunun hikayeleri unutulmuştur. Oraya neden koştuğunu, göğsünde nasıl bir evlad-ı fatihan hasreti taşıdığını şimdilerde kimse bilmez. Ne onun vatanını tam anlayabildiler, ne de o toprağın altında sessizce yatanı...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!