Kireç badanası dökülmüş, renk cümbüşü duvarlarında kırık cam parıltıları tek göz virane tolda,
Kimi yerleri yanmış, ağlayan saçakları yoluk, ucuz petrol türevi kırmızı makine halısı sere serpe serili,
Çöpten alındığı kirden koktuğundan belli mermer taşına oturmuş siyahımsı odun sobası,
Sobanın üzerinde, içinde akşamdan kalma makarnasıyla kaşığı yatan, tek kulpu kırık alüminyum tavasıyla…
Mutlu mu yaşar sandın Hıdır Dayı’ yı?
Çaput yatak yorganı ile kepek yastığından oluşan yüklüğüne kollarını dayamış;
Birbirine karışmış saçı sakalının ardına gizlenmiş, kırış kırış alnında çizili yaşam haritasını tamamlayan çatlak dudakları,
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
Devamını Oku
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta