Mehmet Çıngır - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı

HAYAT HİKÂYEM Çokluğumda ne oyuncalarım vardı Ne de bisikletim. Çok küçük yaşta annemi kaybettim. Tütüyordu ama baba ocağı, Görmedim ana kucağı. Tek odalı bir evde Bakıyordu bize ninem. Oydu artık benim annem. Giydirdiler ölen bir kızın önlüğünü Okula başladım küçük yaşta, Fakirdi babam, Ne üstte vardı ne başta. On kilometre uzaktaydı okul Ve iki öğretmen. Gece gündüz,dağ taş demeden Bazen gezerek, Bazen koşarak, Bazen de yüzerek Okula gidip geliyordum abimle ben. Gidip gelirken okula Hurma’ya Gökdere’den Ölüverdi bir yaz günü aniden ninem. Peş peşe bu iki ölüm, Sarsmıştı küçücük yüreğimi ta derinden Evlendi babam bu arada yeniden. Bakacaktı bundan böyle bize üvey annem. Akşamları şehre bakardık yüksek yerlerden, Işıl ışıl yanaken Rüyamıza girerdi şehir. Derken, Şehre göç ediyoruz. Okula şehirde devam ediyorum İkinci sınıftan itibaren. Devrim ilkokuluna devam ediyorum Abim ve ben. Göz kulak oluyor bize Komşumuz Mehmet Ali öğretmen. Evimiz yine tek odalı,bahçeli bir ev… Elektrik yok. Gaz lambasıyla aydınlanıyoruz, Lamba sönünce oluyor tek gözlü bir dev. Su yok, Suyu komşulardan alıyoruz. Ne telefon var ne televizyon; Ne internet var ne bilgisayar. Bununla beraber rengarenkti hayallerim. Gökkuşağı tadındaydı babamın anlattığı masallar. Ah çocukluğum,bunlara rağmen ne güzeldi! Çocukluğum,en tatlı anılarımdı. Babam benim için en özeldi. Şehre yavaş yavaş alışıyoruz Fakat çok hızlı bir çocukluk yaşıyoruz. Hatta yaşamıyoruz. Yaz tatillerinde küçük yaşımıza rağmen Abimle ben Bulduğumuz işlerde çalışıyoruz. Simit satmak, Fırıncı çıraklığı yapmak Lokantalarda bulaşık yıkamak… Yaptığımız işlerden bazıları. Babam at arabasıyle şehir içi nakliyecilik yapıyor, Bazen de gündelik işlerde çalışıyordu. Derken Üçüncü sınıfa geçiyorum. Ve Barbaros ilkokuluna naklimi alıyor babam. Öğretmenim Nazif Köksal , Yaşlıca bir öğretmen Fakat onu çok severdim ben. Yıl bin dokuz yüz altmış yedi, Çok sıkıntılı bir çocukluk dönemi geçirmeme rağmen İlkokulu ‘pekiyi’derece ile bitiriyorum ben. O yaz Pamuk çapasına gidiyorum Aksu’nun Solak köyüne Yaşım henüz on iki… Sabahtan akşama kadar güneşin altında çalışıyorum, Günlük sekiz lira. Ortaokula kayıt zamanı geldi, Babam yaylada her yaz olduğu gibi. Ben çalıştığım için Antalya’daki evimizde Kardeşlerimle beraber kalıyorum. Dördü benim annemden,dördü de Üvey annemden olmak üzere sekiz kardeşiz. Abim Ramazan,ben,kız kardeşim Yüksel ve Şefik, Üvey annemden olanlar: İsmail,Murat,Ayşe ve İbrahim. Her yaz babam Hisarçandır yaylasına yazlığa gidiyor. Son dördü küçük olduğu için yaylada. Kayıt zamanı alıyorum diplomamı Dört de fotoğraf Antalya İmam-Hatip okuluna gidiyorum. Müdür yardımcısı Bekir Kaya(Daha sonra okul md.sonra da MEM oldu) -Oğlum senin velin yok mu ?dedi -Hayır hocam yok,dedim. Diploma derecem”pekiyi”olduğu için Bekir Kaya Benim velim oldu. İkinci sınıfta tek “matematik”dersinden sınıf tekrarına kalıyorum. Biraz büyüyüp güçlendiğim için artık yaz tatillerinde Yaş sebze ve meyve halinde dayımın yanında çalışıyorum, Geceleri de küçük parça bir,büyük parça iki liradan Meyve ve sebze kasası indiriyorum. Yıl 1975 mevsim ilkbahar, yaza yakın Yedi yıllık İmam-Hatip Lisesini sekiz yılda bitirdim. O yıl girdiğim üniversite sınavını kazanamadım. Yıl 1977 mevsim sonbahar. O yıl girdiğim üniversite sınavını kazandım, Ve Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat bölümüne kayıt yaptırdım. Yıl 1978 Gazi Eğitim’e geçtim. Bu okula bir süre devam ettim, Ancak çıkan olaylar sonucunda Siyasetle ilişkim olmadığı halde Sol görüşlü öğrenciler tarafından saldırıya uğradım. Ağır yaralı hastaneye kaldırıldığımı hatırlamıyorum. Bunu daha sonra hastaneden öğreniyorum. Taburcu olduktan bir süre sonra tekrar okula dönüyorum; Fakat aynı öğrenciler tarafından ikinci kez saldırıya uğruyorum. Okula devam etmek artık tehlikeli hale geliyor. Devam etme imkanı bulamıyor ve Antalya’ya dönüyorum. Bir süre sonra bir hükümet değişikliği oluyor Ve ben yeniden okuluma dönüyorum. Son sınıfa geldiğimde olaylar yeniden patlak veriyor. Okul kapatılıyor,öğrenciler ülkenin diğer illerine Grup grup gönderiliyor. Ben Eskişehir’e gidiyorum. Eskişehir Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünden Seksen ihtilalinden bir gün önce yani 11 Eylül 1980 günü Mezun oluyorum. İhtilal dolayısıyla atamalar durduruluyor. İki yıl aradan sonra 15 Şubat 1982 günü tayini Antalya’ya çıkıyor, Ve Varsak Ortaokulu Türkçe öğretmenliğine atanıyorum. !983’te Ayşe Cıngır(Doğan) ile evleniyorum. Bu evlilikten Osman adında bir oğlum,Fatma Gonca Gül adında da Bir kızım oluyor.1983’te Erzincan’da askerlik görevimi yapıyorum. Daha sonra kaydolduğum Anadolu Üniversitesinden 1991 yılında Türk Dili ve Bölümünden mezun oluyor Ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni oluyorum. Yıl 1992 Çağlayan Lisesi’ne geçici görevle atanıyorum. Yıl 1995 Aynı liseye bu defa kadrolu olarak atanıyorum. 2012 yılında Toros Üniversitesinde başladığım Yüksek Lisans(mastır)çalışmalarımı 2013 yılında tamamladım. Yıl 2016 15 Temmuz…Feto darbe girişimi oluyor 14 Ekim 2016 hayatımın en acı günü… Hiçbir ilgim olmadığı halde bylock suçlamasıyla görevden alınıyorum. 2019 yılında suçsuzluğum anlaşılıyor ve göreve geri dönüyorum, Aynı yıl yaş haddinden emekli oluyorum. Yoldaşımızdı bizim Kur’an ve bayrak. Ülkümüzdü yeniden Nizam-ı âlemi kurmak Bayrak şehitlerin üstüne örtülür,biliyorum, Yine de üstüme bir bayrak örtülmesini diliyorum. Mezarıma bir Kur’an koyun bir de bayrak Yağsın bu iki kutsalın nûru üstüme sağnak sağnak Gelince Münker ve Nekir Sorunca rabbin kimdir? Peygamberin kimdir? Cevap vereyim: Rabbim Allah, Peygamberim Muhammed’dir. Kimin için yaşadın? İşte Kur’an Tadı bal, İşte bayrak, Rengi al İşte bunlar için yaşadım ben, Müslüman veTürk olarak.