Makamı Maşuk Antoloji.com

  • Bir Daha Sarıl

    Salim Erben

    18.03.2016 - 15:31

    Güzel ve duygu yüklü akıcı bir şiir okudum, yüreğinize sağlık dost kalem.. Baki Selamlar

  • İpekböceği

    Serap Irkörücü

    17.05.2015 - 01:09

    'Yaşamının insanlığa adanmışlığıdır ona bu ayrıcalığı veren..' Kelebekler Ruhu temsil eder aslen, bu yüzden adanmışlığı vardır İnsanlığa. Bu güzel tespitleri nakıi gibi işleyen kaleminzize sağlık. Yüreğiniz Baki Kaleminiz daim olsun.

  • A Ey Rab’bİm!

    Halil Müftüoğlu

    15.04.2015 - 23:30

    Onu sevenler ayağa kalksın denildi.. Biz ise o na eğildik. Yüreğiniz baki kaleminiz daim olsun usta. Saygılarımla

Toplam 29 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • serbest kürsü

    15.11.2017 - 19:37

    Anlayacak kadar insan olanlara...

    Evvel zaman içinde diyarın birinde bir Ağa varmış. Çok güzel bir çiftliği varmış Ağanın yüzlerce de çalışanı. Herkesin mutlu olduğu koca bir köymüş çiftlik. İşler hiç aksamazmış.

    Bir gün Ağa kahyayı çağırmış, çok uzun bir yolculuğa çıkacağını söylemiş; çiftliğe iyi bakmalarını, döndüğü zaman her şeyin bıraktığından daha iyi, daha güzel olmasını arzu ettiğini söylemiş. Kahyaya bir de mektup bırakmış ve gittikten sonra bütün çalışanları toplayıp bu mektubu onlara okumasını emretmiş. Bir gece ağa herkesten habersiz çiftliği terk etmiş.

    Sabah olunca işler başlamadan kahya, tüm çalışanları toplayıp durumu anlatmış ve mektubu okumuş. Mektupta Ağa’nın çiftlikle ilgili talimatları varmış. Yani her gün ne yapılması gerektiği; ağaçların ne zaman budanacağı, ilaçlamanın ne zaman yapılacağı, sulamadan çapaya her şey.. Kısacası çiftliğin daha güzel olması için ve çiftlik gelirinin artması ile çalışanlarında kazançlarının ve refahının yükselmesi için titizlikle yerine getirilmesi gereken işler yazılıymış mektupta. Can u gönülden dikkatle dinlemişler mektubu. Ağa karşılarındaymış, sesini duyuyorlarmış sanki. Çok etkilenmişler, çok üzülmüşler bu duruma ve üzüntüden birkaç gün ellerini hiçbir işe vuramamışlar.

    Sonra işlerine başlamışlar ama arada bir kahyaya yalvarıp Ağanın mektubunu okumasını istemişler; çünkü mektubu dinlerken Ağayı görüp sesini duyar gibi olduklarını söylemişler. Artık birkaç dakika çalışıp Ağa’yla ilgili anılarını konuşmaya başlamışlar. Kahya bakmış ki her gün onca insana okumak yorucu ve fasiküller ve küçük kitapçıklar halinde bastırıp herkese dağıtmış ağanın mektubunu. Bu böylece devam etmiş. Ağa’nın dönüşünden yavaş yavaş ümit kesilince anma günleri düzenlemişler çiftlikte. Bu anma günlerinde Ağa’dan kendilerine kalan tek somut şey olan mektubunu okumaya başlamışlar Artık herkes o mektubu kelime kelime ezbere biliyormuş.

    Bir müddet sonra bu anma günlerinde mektubu en iyi okuma, en iyi yorumlama, hatta en iyi şekilde hat sanatı ile yazma yarışmaları düzenlemişler. Törenlerde, plaketler, ödüller, unvanlar vermişler münasip gördüklerine, dahada ileri gidip boyunlarına evlerinin duvalarına hatta çiftlekti ağaçların dalarına asmaya başlamışlar bereket, mutluluk ve huzur getirsin diye.

    Artık çiftlik tören diyarı olmuş. Bu işlere kendilerini öyle kaptırmışlar ki asıl işlerini unutmuşlar. Çiçekler solmuş, ağaçlar yaşlanmış, her tarafta baykuşlar ötmeye başlamış. İşler kötüleşince kahyalar zalimleşmiş. Çalışanlar kamplara bölünmüş, Çoban Şehmuz ağa cemaati siz değil en iyi biz okuyoruz mektubu diyor, Küçük kebab efendi cemaati de hayır en güzel biz yazıyoruz o mektubu diye bağırıyor, Davarcı oğlulları efendi cemaati de hayır en iyi ezberleyen en fazla ezbere bilen bizde ağanın mektubunu diyerek, çığlıklar atar olmuşlar. Zaman geçmiş Ömürler bitmiş artık hiç birşey ekisi gibi değildir, ve hiç birşey eskisi gibide olmayacaktır ancak bunun da farkında değidirler.

    Bir yandan komşu çiftliklerin ağaları gözleri buraya dikmişler, bir yandan da çiftlik içindeki çekişmeler ve kavgalar bir zamanlar yalancı cennet olan çiftlikte hayatı çekilmez hale getirmiş. Çiftliğin bu hale gelmesinden kimse kendini sorumlu tutmamış.Herkes birbirini ihanetle suçlamaya başlamış. Sabahtan akşama, akşamdan sabaha herkesin elinde Ağa’nın son mektubunun bir kopyası ve herkes buradan yaptığı alıntılarla çiftliği kurtarma, birbirlerini ihanetle suçlama nutuklarıyla zaman geçiriyormuş. Nihayet bir zaman gelmiş ki, ortada ne çiftlik kalmış, ne kahya. Sadece Ağa’nın mektubunun kopyalarıyla Ağa Ağa diye dolaşıp Ağacı olduklarını söyleyen bir grup şaşkından başka…

    Ne anlatmış olabilirim bu kıssa ile Düşünen varmı ?

    Rahmetli Mehmet Akif ERSOY diyor ki :

    Ya bakar geçeriz nazm-ı celilin yaprağına
    Ya üfler geçeriz bir ölünün toprağına

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için”

    Kur’an-ı hayat kitabı haline getiremediğimiz sürece işimiz zor Vesselam.

Toplam 1 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR