Meryem Yılmaz Antoloji.com

hayatı çok seviyorum.

  • dost

    28.05.2002 - 14:34

    Dost Merhaba,
    Bu gün içimden sana iki satır sevgi yazmak geldi.
    Çok uzaklarda bir yerde bir yürek kadar yakın, sıcacık bir merhaba!
    Son zamanlarda o kadar ihtiyaç duyuyorum ki dost, birkaç paylaşıma ve birkaç güzel söze.
    Şimdi henüz duygularım bu kadar sıcakken hemen yazmaya koyulan bu kalem ve bu satırlar belki dostane bir paylaşımın kapısını aralar.
    İşte o kapıdan girdiğimde gülümse ve ellerini uzat.
    Belki sözcüklerle zor olur önce, sus. Ben anlarım merak etme.
    Çok uzun zaman oldu görüşmeyeli, o kadar çok şey var ki anlatacak, lakin çok şeylere değil özdeki şeylere dokunmak lazım dost.
    Hayatım uzun bir yoldan geldi, gidiyor sessizce. Zaman aşıyor bazen beni.
    Yani bilemezsin zamanın içindeymiş gibi, ama dışında olmak.
    Böyle anlarda hep seni özledim.
    Sen oralarda olalı hep yerine bir dost koymak istedim. Ama beceremedim can.
    Yaşımın artık çok fazla yeniliğe gücü yok.
    Geçen, kaybolan her şeye bir yenisini eklemekte yaşam, bir tek dostu ekleyemiyor sanki.
    Ama ben güçlüyüm dost, yüreğimde hala sevgi var,
    hala umutlar var ve hala ulaşmak istediklerimin hayali var.
    Biliyor musun senden ayrı iken sanki hiç geçmemiş zaman, olduğu yerde mihenk taşı.
    Zaman içinde o kadar yargılandım ki, öfkem geçti artık,
    Biliyorum ki kader kendi seçimlerimiz.
    Hiç bir şeye isyan yok, hiç kimseden öç almak yok, hele geçmişi aklamaya çalışmak hiç yok.
    Yaşam da yaşadığımız her şey bir tecrübe değil mi?
    Rüzgarın estiği yöne sürüklenmek en kolayı, biz rüzgara doğru koşmadık mı?
    Biz zoru seçmedik mi dost?
    Kavgalarımız, mücadelelerimiz hep adalete, saygıya, sevgiye, yalnızlığa değil miydi?
    Haykırırken yürekten bizi ezenler, bize susmayı öğretenler,
    yalanı yaşam sayanlar şimdi belki de görünen insanlar, biz gölge olarak mı kaldık dost?
    Buralarda bir başıma oturmuş şimdi o türküyü dinliyorum.
    Hani o dinlediğimiz, dinlerken de mırıldandığımız şafak türküsünü...
    Oralarda sen neler yaptın dost?
    Bir yaşam vardır senin olduğun yerde de mutlaka.
    Elbette sen gene olduğun gibi güçlüsündür.
    Bilirim ayrı olmak zedelemez seni benim kadar.
    Sen oralarda ufukta bir gemi gördüğünde, geminin limana yanaşmasını beklersin.
    Benim gibi ufukta gördüğün gemiye yüzmeye çalışmazsın.
    Şu satırlar sana ulaştığında kim bilir belki ben de gemiye ulaşmış olacağım.
    Şimdilik bu kadar dost, yakında satırlarla ve seninle olacağım tekrar.
    Sen hep yerinde (yüreğinde) kal dostların en yüreklisi...

  • aşk

    28.05.2002 - 14:31

    Koskoca bir bahçede
    Demetler içinde bir papatya
    Asik olmus, yanmis tutusmus
    Ak sakalli bahçivana..
    Bir ümit bekliyormus.
    Yüzlerce çiçegin arasindan
    Onunla, sadece onunla
    Saatlerce ilgilenmesini...
    Buz gibi suyunu
    Sadece ona döksün istiyormus..
    Sadece ona degsin makasi,
    Sadece ona gülsün dudaklari...
    Kiskaniyormus bahçivani,
    Kirmizi güllerden,
    Sari lalelerden,
    Mor menekselerden..
    Papatya, sadece bahçivan için açiyormus,
    Bembeyaz yapraklarini..
    Bir gün,
    Aski öyle büyümüs ki..
    Papatya yapraklarini tasiyamaz olmus..
    Egilivermis boynu..
    Topraga bakiyormus artik..
    Bahçivanin sadece sesini duyuyormus
    Ayaklarini görüyormus..
    Buna da sükür diyormus..
    Yetiyormus ona, bahçivanin varligini hissetmek..
    Zaman akip gidiyormus..
    Papatya bahçivanin yüzünü görmeyeli çok olmus..
    Ne var sanki boynumu kaldirsa
    Bi kerecik daha görsem yüzünü diyormus..
    Yanip tutusur olmus..
    Ve
    iste bir gün..
    Bahçivan papatyaya dogru yaklasmis..
    Incecik bedenini ellerinin arasina almis..
    Elindeki sopayi, köklerinin yanina, topraga sokmus
    Bir iple papatyanin gövdesini baglayivermis sopaya..
    Papatya o an daha çok sevmis bahçivani..
    Hala göremiyormus onu,
    Ama bedeni kurtulmus..
    Uzun bir müddet sonra,
    Bahçivan ugramaz olmus bahçeye..
    Gelen giden yokmus..
    Kahrindan ölecekmis papatya..
    Ama iste bir sabah...
    Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmis..
    Derin bir oh çekmis..
    Çilgincasina sevdigi bahçivan geri gelmis..
    Birden, kendisine dogru gelen iki ayak görmüs..
    Bu onun delicesine sevdigi bahçivan degilmis..
    Baska birisiymis..
    Adamin elinde bir de makas varmis..
    Papatyanin kafasini kaldirmis yukariya dogru..
    Ne güzel açmissin sen öyle demis..
    Bu gencecik, yakisikli bir delikanliymis..
    Gözleri gök mavisi, saçlari günes sarisiymis..
    Ama gövden seni tasimiyor demis..
    Elindeki makasi papatyanin boynuna dogru uzatmis..
    Ve
    bir hamlede basini gövdesinden ayirmis.
    Papatya yere düserken hatirlamis sevdigini..
    O ak saçli, ak sakalli, yasli mi yasli bahçivani hatirlamis..
    Bir de o gencecik, yakisikli delikanliyi düsünmüs..
    Ve o an anlamis, neden o yasli bahçivani sevdigini..
    O her seye ragmen, papatyaya emek vermis..
    Ona hiç bir zaman güzel oldugunu söylememis,
    Ama onu aslinda hep sevmis..
    Papatya anlamis artik..
    Sevgi, emek istermis...
    Yere düstügünde son bir kez düsünmüs sevdigini..
    Tesekkür etmis ona içinden..
    Son yapragi da kurudugunda,
    Biliyormus artik..
    Gerçek sevginin, söylemeden, yasamadan, ve asla kavusmadan varolabilecegini

  • ihanet

    02.02.2002 - 14:01

    güvendiğin dağlara kar yağması....

Toplam 4 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR