söylediğim tüm kelimeler anlamsız bir soru ışaretinin o mistik kıvrımına kendini kaptırıp, cümleler halinde intihar ederken; ben henüz kımlıksiz satırbaşlarına isminin ilk hecesini karalıyordum. senden geriye kalanlar birer birer dönüşürken karşıtına, aslında anladım ki susmak eylemi başlı başına bir cümle oluşturuyor. ve aslında susmak için; iki kelimeden cok daha fazlası gerekiyor..narkozun dozajını biraz fazla tut be doktor.. susupta söyleyemediğim yanlarım ağrıyor..ben seninle aynı kelimeleri söyleyemediysem, sen benimle aynı sessızlıkte kalabilirdin. ben seninle aynı şemsiye altında yürüyemediysem, sen benimle aynı yağmur altında ıslanabilirdin. verdiğim tüm mücadele seninle aynı ölümü paylaşmak içindi. iki ayrı dünyanın yanılgıları olmasaydık belki bende seninle paylaşabilirdim kendi içsel cehennemimi...ve siyah beyaz kare bulmacalarda yukarıdan aşağı bir yaşama biçiminin adını intihar koyacaktım.........söylenmemiş en büyük yalanı kendime sakladım. zira mutlu sonraların var olduğu aldatmacasıyla büyüyen çoçuklardık biz. oysa sonu olan bir şeyin mutluluk getirmeyeceğini, daha çocukken öğrenmeliydik. kendi önyargılarını bize mutluluk diye yutturdukları günden beri; suda değil, artık kanalizasyon çukurundaydı düşlerimiz..boy verıyorum ışte en dipteyiz. komaya soktuğu çocukluk düşlerimin vicdan azabı olsa gerek, uykularımı bölen şeytanın yerlı yersiz yakarışları.( duymazlıktan geldiğim kadar, görmezlıkten gelebilseydim bazı şeyleri.belki o zaman...) sonra sessızlık oluyor masumıyet müzesinde gezintiye çıkıyor işguzar melekler. yontma taş devrinden kalma bir acıyı, ortaçag karanlığında unutulmuş bir sevdaya göz yaşı yapıyorlar. ben güldüğüm zaman onlar ağlıyor, onlar gülüyor ben öldüğüm zaman...ben ne zaman ölsem imarına izin verilmezdi cennetin. cehennem yeteri kadar sıcak olmazdı. inşaat halinde sırat köprüsü. ve mahşer alanının temel atma töreni Tanrı huzurunda yapılırdı. yakılacak listesinden adımı silerken yakalanırdı bir melek. ceza olarak yeryüzünde bir ayrılığa tanıklık ettirilirdi. bütün kutsal kitaplar yeniden yazılır ve ben ne zaman ölsem azrail bana hep geç kalırdı.bana hep geç kalındı onca yıkımın ardından :(.yürüdüm yürüdüm çok yollardan geçtim inan çok büyüdüm.. düşündüm düşündüm sebebini bulamadım neden neden neden cok üzüldum.. aç kapıyı lütfen, çünkü ben geldim. çok üşüdüm, çok soğuk yerden geldim. bana bana biraz gülümser misin? kimseye sormadım yolu kendim buldum geldim. simsiyahların ıçınden sana karbeyaz geldim. beni biraz sever misin? ben geldim... üstüm biraz tozlu, yolda çok düştüm geldim. ellerim çizik üzgünüm, dikenlıklerden geldim. kalbim paramparca ama sana toplayım geldım..bir bilsen neler yazdım, hepsini yaktım da geldim. annemi bıraktım, sana kimsesiz geldım. çocukluğumun söküklerini dikebilir misin? izin ver de oturayım lutfen, bacaklarımı cok yordum geldım.. kusura bakma üstüm ıslak, büyük yagmurlardan geldım. anlatsam herşeyi dinler misin? yanıma para almadım beş kuruşsuz geldim. yolda biraz acıktım ama sana dayandım geldım. hiç yokken hep olmak nedir bilir misin? kendime ... devdim devdim! devrildim geldım. kardım buzdum eridim, erittim geldim. aşkı sırtıma aldım, taşıdım evladım dedım. açtım soldum sarardım geldim. yandım söndüm kül oldum geldim. ellerinle ellerime su döker misin? yüzüme vurdu ruzgar yağmuru, daha çok dedım. yağmur çarptı kendini bana ' bu yetmez' dedim. kırılmış kanatlarıma biraz dokunabilir misin? taştım, dağdım, kum oldum geldim. camdım kayaydım , tuz buz oldum geldim. beni Tanrı ' ya tekrar inandırabilir misin? bin kere öldüysem, bin kere dirildim geldim. canımdan can, kan verdim ama adını yaşattım geldim. yadi kat yerin dibinden beni duyabilir misin? kimse inanmadı sana, bir ben taptım geldim. dönecek yerim kalmadı, herşeyi mahvettim geldim. şimdi beni biraz sever misin?ben geldim.......tüm vedalar yarım kalırdı makinistin çaldığı son düdükle. ne kadar sıkı sarılsalarda birbirlerine ayrılmak zorundaydı bedenleri. varılması gereken yere gec kalınmamalıydı. ayrılıklar bile zamanında yasanmalıydı. eger ayrılmak gerekıyorsa katlanmalıydı hasrete. terk ettigi sehirde kalsada yuregi bır umudu vardı yasamaya dair. her ayrılıgın bır kavuşması vardı elbette. sevdigini götürürken baska sehre ne kadar hızlı gıtmışse getırırkende o kadar hızlı getırecektı gardan yeni ugurladıgı tren. önce sesı eksıldı trenin kulaklardan, sonra görunmez oldu. sadece rayların uzantısına bakıyordu gozleri. bir kac damla yaş süzüldüğünü farkettim yanaklarımdan. belliydi, cok özleyecekti sevdiğini. cok zor olmalıydı, ınsan alıştıgı tenden alıştıgı sesten bu kadar kolay ayrılamazdı. neden dıye duşundum kendı kendıme . neden sanki onunla gitmedi? kalkıp soramazdım tabi. garın bır kenarından yuregımde bıraz huzun ve belki huzunden bıraz fazla merakla onu ızlemekten baska bır sey duşmezdı benım payıma. sonra zaten cıkıp gıtmıştı gardan.o gun cok kalabalık degıldı gar hafta ıçı oldugundan heralde.......................................ayrılanlar vardı her peronda. aglayanlar, yarım kalanlar, eksılenler. ama bu kadarla da bitmiyordu görduklerım. kavuşanlarda vardı gülenler, tamamlananlar, kendi mutluluklarını yenıden bulanlar vardı..........
Gittin...
Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
..

♥ Dilerim yeni yaşında mutlulukların en güzelini yaşar, başarı merdivenlerini rahatlıkla tırmanırsın ve dilerim yüzün hep güler, neşeni hiç yitirmezsin. Sevgi dolu kalman ve mutlu olman dileğiyle... Doğumgünün kutlu olsun
Toplam 1 mesaj bulundu