Serdar Samatyalı Antoloji.com





Anadolu bir halklar ve kültürler denizidir. İnsanlık açlık içinde kıvranırken, binlerce yıl önce Fırat kıyısında dünyanın ilk barajının kurulması, suların topraklara ve bahçelere aktarılması geliyor gözlerimin önüne. Tahıl silolarının dolması, karınların doyması, çocuklarını emziren anaların memelerine süt yürümesi geliyor gözlerimin önüne. Sonra boğaların evcilleştirilerek öküz gücünün tarıma katılması ve öküzün kutsallaşması geliyor. M. Ö. 546 yılında Knidos tepesindeki gözlemevinde yıldızları inceleyen Teodoksa geliyor. Çanakkale’de yıllarca süren Troya Savaşları, tanrıların fink attığı Olimposlar, kurban törenleri, üretenler ve üretileni yağmalayanlar geliyor. Sonra Homeros, Heredot… lonya, Karya, Frigya, Ligya, Sparta uygarlıkları. Bu uygarlıkları yok eden Pers ve Med saldırıları. Sonra bin yıl süren karanlık. Bin yıl sonra küllerin arasında bulunan Rönesans kıvılcımları. Batı uygarlığını bugüne taşıyan kıvılcımlar.

Kısacası Anadolu, bütün dünyada uygarlığın beşiği olarak kabul edilen bir bölge. Ahmed Arif’in deyimiyle: ‘Beşikler vermiştir Nuh’a, salıncaklar, hamaklar vermiştir. Havva anamız Anadolu’nun yanında dünkü çocuk sayılır.’ Çok doğru Adem babamızda öyle. Hatta dört kitabımız ve dört dinimizde öyle. Anadolu’nun yanında dünkü çocuk sayılır.
..

Devamını Oku