Üşüdüğünde güneşin kavuran yüzü; ya da ay denize yaklaşınca, dalgalar kabardığında,
Sığınılan kuytu limandın, ılık, güvenli, sessiz; adsız gemilerin korkusuzca demir attığı...
Telgraf teliydin belki de, uçmayı bilmeyen minik serçelerin bir ucundan konmaya çalıştığı...
Acılardan türküler söylerken sen; gülümseyerek eyvallah dediğimiz, yüreğindeki yağmur yüklü zincir şıkırtılarıymış oysa... bilemedik...
Bir deniz bekliyorduk. Duvara çarpıp ölmesi gibi
özgürlüğüne uçan bir kuşun. Anlamın
düğüm olduğu zamanlar. Bütün yaraları
denedim. Ağzımda kan tadı. Saklanacak
o su kıyısı uzakta. Dağıldım
yaşlandığım yol için. Hangi çağa gittiysem
Devamını Oku
özgürlüğüne uçan bir kuşun. Anlamın
düğüm olduğu zamanlar. Bütün yaraları
denedim. Ağzımda kan tadı. Saklanacak
o su kıyısı uzakta. Dağıldım
yaşlandığım yol için. Hangi çağa gittiysem




Her giden eksiltir yaşamı, sonra hüzünlü boşluklar, yarım kalışlar....Çok başarılı buldum...
çok anlamlı ve çok güzel serap hanım yüreğinize sağlık
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta