Sevdiğim!
Her gün,
Her saat yüzümü sana döndüğümde,
Kalbim kırık bir saat gibi çırpınıyor,
Hasretin bir rüzgâr olup
Dallarımı kırıyor.
Gel artık.
Gel, gülüşlerini getir.
Yüzündeki o asil duruşu,
Al düşlerini de getir,
Onlar götürecek bizi…
Yere göğe sığdıramadığımız,
Yarım kalmasın diye verdiğimiz kavgaya.
Bu düzende yaşayamayız sevdiğim.
İnsanın insanı sömürdüğü bir düzene
Alışmak,
Düşlerimiz olmadan yaşamak
Bize göre değil.
Burada insanlar aç, burada insanlar yoksul.
Böldüler emekçileri,
İnsanı insana düşman ettiler.
Emperyalist eller uzanır toprağımıza,
Kırar, çalar, yok eder umutlarımızı,
Yandaşlarla örer karanlık ağlarını,
Ama biz yıldız gibi parlarız yine karanlıkta.
Sevdiğim, bir bilsen…
Savrulduk emekçiyi savunacak sözlerden,
Sınıfın bilinci yorgun, dili suskun.
Bir yol var mı hâlâ önümüzde,
Yoksa sesimiz başka gündemlere mi karıştı?
Düzenin çarkında aşındı mı umut,
“Yaşasın sosyalizm” demek zorlaştı,
“Tek yol devrim” demek
Ne kadar ağır artık…
Sokaklarda yankılanır sesler,
Gözlerimde biriken hayal kırıklığı.
Küçük ellerde büyüyen hayaller,
Sözler, yalanlar, kalabalık şehirler…
Yüzlerce yol geçer gözlerimizden.
Adaletin peşinde yüzlerce yürek.
Halkın haykırışında gizli bir arzu var,
Susmaz bu ses,
Bir gün mutlaka patlayacak.
Ve bir gün gelecek,
Sabaha en yakın karanlıkta.
Sırtımızda taşların yükü,
Ama biz bir araya getireceğiz yarını,
Ve umutlarımız filiz verecek.
Artık gel sevdiğim,
Eski gülüşlerini getir bana.
Dağlardaki nergisler gibi,
Asi ırmaklar gibi,
Bir çınar gibi büyüyecek kavgamız.
Belki o zaman burada kalırız.
Ah benim taze sürgünüm…
Belki de burada ölürüz.
Unutma gülüşlerini.
05 Ocak 2026
Kayıt Tarihi : 9.1.2026 12:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!