Fedayı, sen bana hep dolu bardağın içini anlattın;
neden boşunu anlatmıyorsun?
Yoksa gerçekte orada mı saklı fedayı.
Ben sustum, sen anlattıkça büyüdü kelimeler,
her cümlede biraz daha eksildim kendimden.
Işık hep aynı yerden vurdu yüzüme,
ama gölgemi kimse merak etmedi.
Dolu olanı sevmek kolaydı,
taşmayanı, acıtmayanı.
Oysa boşluk bağırıyordu içimde,
adını koyamadığım bir eksiklikle.
Sen umut dedin, ben bekleyişi tanıdım.
Sen yarın dedin, ben bugünle kaldım.
Zaman, sözlerin arasından sızdı,
geç kaldığım her şey biraz daha ağırlaştı.
Bardak kırılmadı belki ama çatladı,
sesini duymadın, ben duydum.
İçindeki sessizlik taştı bir gece,
kimseye anlatamadığım yerden.
Fedakârlık dedin, ben vazgeçişi gördüm.
Sevgi dedin, ben yorgunluğu.
Her doğru, biraz eksik anlatıldı bana,
gerçek hep yarım kaldı dudaklarında.
Belki de boşluktu asıl cesur olan,
dolu gibi davranmayı reddeden.
Çünkü insan en çok,
sahip olmadıklarında yüzleşir kendisiyle.
Şimdi bardak önümde, ne dolu ne boş.
Sadece benim.
Ve ilk kez anlıyorum fedayı,
sakladığın yerde değil, sustuğum yerde.
Kayıt Tarihi : 4.1.2026 16:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İçten içe kaybediş




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!