Büyük bir hanın içerisindeyim.
Ne yolcuyum ne de hancı.
Tarih yine bir şeyler yazıyor.
Duvarlardan fısıldıyor.
Hep aşk diyen duvarlar.
Bu defa iki milletin buluşması diyor.
Sadece dinliyorum.
Kim yolcu, kim hancı bilmiyorum.
Kıvırcık saçlı bir turist beliriveriyor, bukleleri kalın.
Kalabalıklar arasından.
Turist dediğime bakmayın.
Sadece o tanıdık geliyor, yabancılar arasından.
Mavi gözleri şalına rengini veriyor.
Hanın üstündeki örtü şalına göz dikiyor.
Etrafı bir deniz gözbebeğinin.
Çemberinde siyahın.
Evren benzemek istemez.
Siyahı toplar mavi dünyanın ekseninde.
Sular çekilir geldiğimiz an göz göze.
Siyahızdır artık ikimiz de.
Farklı dükkanlara gireriz, kavuşmayız.
Çünkü kavuşmak ayrı olmayı kabul etmektir.
Biz artık biriz.
Yollarımıza bir de devam ederiz.
Geçtik gittik sanarken.
Hanın çıkışında son defa denk geliriz ve yine gideriz.
Esnaf bana bakarak kaçtı der kapının önünden.
Daha önce denk gelmediğimizi bilmeden.
Giderken gözlerim dalar ellerine.
Sedefler içinde.
Bu kadar siyah fazla der gibi.
Gün açmış beyazlar teninde.
Tamamlanması gerekiyordu siyahı belki de.
Dünya yok da olsa tam olabilirdik evrende.
İlaç olabilirdim ellerine.
Esnafın bir bildiği vardı.
Duvarlarında, hanın da bildiği.
Duvarlar, hanın girişine şu sözü kazımıştı.
“Aşk birleştirmek istiyor milletleri.”
Ayrı olan milletler değil, gezegendi.
Kayıt Tarihi : 2.11.2026 09:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!