Berrak bir pınar vardı, dalgalarında
gümüşler oynaşır.
Narkissos
1961’de Ardahan’da doğdu. On yıllık öğretmenlik yaşamı boyunca bugünkü adı Eğitim-Sen ve Eğitim-İş olan Eğit-Der’in kuruluş çalışmalarında yer aldı. DİSK-Genel İş’te iki yıl bölge ve iş yeri temsilciliği yaptı. Öğretmenlikten uzaklaştırıldıktan sonra, İ. Melih Gökçek döneminde Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde çalıştı. Bu süre boyunca ASKİ Çalışanları Sandığının kuruluşunda aktif görev aldı ve bir yıl kurucu başkan olarak görev yaptı. 1995 yılında İ. Melih Gökçek’in şikâyeti üzerine iş akdi feshedildi ve bir süre tutuklu kaldı. Tüm yaşamı boyunca edebiyat kültür ve sanatla kol kola yürümeyi ilke edinen yazar, Gaziantep’te Radyo Şirin Nar’ı kurdu, Ankara’da Yeni Ulus ve Şimdi İmece gazetelerini dört yıl yayımladı. Öykü ve romanlarında yaşadığımız toplumun farklı renklerini bireysel ilişkilerle buluşturan Turgay Delibalta’nın yayınlanmış üç adet kitabı var.
Şu an Edebiyatçılar Derneği ve Bilim Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (BESAM) üyesi olan Delibalta, yerel ve ulusal gazetelerde haber ve yorum yapıyor. Bu gazetelerin bazıları şunlar: İstanbul’da Süreç-Siyasal Birikim, Kuzey Anadolu gazetesi, Muğla’da Ortaca Postası, Muğla Gazetesi, Köyceğiz Gazetesi, Gaziantep’te Ekspres Gazetesi, Afyon’da Kocatepe Gazetesi, Kars Iğdır’da yayımlanan tüm yerel gazeteler.
Tüm bu çalışmalarının yanı sıra Ekin Sanat, Koridor, Kumru Berfin, Güney gibi pek çok kültür sanat dergisinde öykü ve şiirleri yayımlanan Turgay Delibalta, yaşamın ve sanatın içinde bir nefes olmaya devam ediyor.
Eserleri
Şiir
Kar Altında Yeşerttim.
Öykü
Adı Gülücük (Etki Yayınevi Ankara)
Bu Aynanın Rengi Yok (İlke Yayınevi Ankara)
Bu Aynanın Rengi Yok İKİNCİ BASKI (Ekin Sanat - Ankara/ Çıktı)
Bu Aynanın Rengi Yok ÜÇÜNCÜ BASKI Hazırlanıyor.
Parlament Mavisi Portakal Dilimleri Öykü
Kurgu Kültürmerkezi Ankara. Çıktı kitapçılarda.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!