Şairin Hayatı İle İlgili Bir Bilgi Girilmemiş
Eserleri
GASP HİKAYESİ
Bizimkisi bir gasp hikayesi..
Evet evet yanlış duymadınız...
Bir Aşk hikayesi değil, bir Gasp hikayesi..
Onu gördüğüm gün gün mıh gibi aklımda
Bir bahar yağmuru getirmişti onu bana
Göz göze gelmiştik yağan yağmurun altında
Saçları hafif ıslanmıştı ve bana bakarken içime işleyen bakışları vardı.
tabii birde gülüşü vardı ,
gülüşünü gördüğümde ,
Yüreğim özgürlüğe kanat çırpan bir kuş gibi olmuştu...
insan bir gülüşe aşık olurmu demeyin
Olur, olur hemde sırılsıklam olur..
geldiği gibi yağmurlu bir günde bıraktı ellerimi
Yaşadığımız tüm güzellikleri yağmur alıp götürdü sanki
Nasıl oldu nasıl inandım bilmiyorum ama
Körmüş demekki gözlerim.
Öylesine inanmış ve öylesine kanmışımki,
Görememişim avuçlarımın arasından kayıp giden yıllarımı
O Benden gittiğinde fatkettimki;
giderken neyim var neyim yok herşeyimi Gasp etmiş..
O zaman Anladım ki hayat değilmiş insana zulmeden,
İnsanlarımış zalim vede vicdansız olan.
İnanıp güvendiğimiz insanlarmış bizi en çok yaralayan..
Yüzüne gülümseyen bir maske takıp
Cebren ve hile ile gasp etmiş en güzel duygularımı..
Bir vicdansıza inanıp teslim etmişim hayallerimi ektiğim gönül bahçemi.
Ama
O Ciğeri beş para etmez ,
O sevgiyi aşkı bilmez,
Sol göğsünde taş,
Yüzünde maske ,
Dilinden yalanlar dökülen o vicdansız bile bile göz göre güre alt üst etti gönül bahçemi...
Yani sizin anlayacağınız bizimkisi bir aşk hikayesi değil değil bizimkisi bir Gasp hikayesi ...
Onu gördüğüm gün mıh gibi aklımda
Bir bahar yağmuru getirmişti onu bana
Göz göze gelmiştik yağan yağmurun altında
Saçları hafif ıslanmıştı ve bana bakarken içime işleyen bakışları vardı.
tabii birde gülüşü vardı ,
gülüşünü gördüğümde ,
Yüreğim özgürlüğe kanat çırpan bir kuş gibi olmuştu...
insan bir gülüşe aşık olurmu demeyin
Olur, olur hemde sırılsıklam olur..
geldiği gibi yağmurlu bir günde bıraktı ellerimi
Yaşadığımız tüm güzellikleri yağmur alıp götürdü sanki
Yani sizin anlayacağınız bizimkisi bir aşk hikayesi değil bir Gasp hikayesi
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!