Ayılardan korkunç bu at sinekleri
Yapışkan garabetin, pis böcekleri
Anestezi yok, böyle ısıracak
Belki böylece kanın ısınacak
Çaktırmadan beni izler korkuluktaki saksağan.
Tinin içindeki biçimsiz kin tanrıdan armağan.
Kimi için sorunun temelinde zaten bu yatar.
Bazen de gereksiz olan, aklını durmadan yontar.
Sümüklü böcekler sevimli, ve de parazitleri.
Beni ne hülya korkutur, ne de farazi itleri.
İki nefeslik dünya, endüstriyel duman da yeter.
Ama öyleyse kesmez, tutkal ya da dietil eter
Darbımın affından dolaylı, yazdım yığın dilekçe
Saksağanlar öttü, "yazacaksın ancak iki lehçe."
Ötmek bilmem ki ben; her neyse, daha fazla yazmadım.
Görmek bilmeyene bile körlüğü yakıştıramadım.
Abuk sabuk terazinin kalburu, çalsın tamburu.
Kansu deresi çorbası suyu iç, yutup balmumu.
Kuşun koyu pisliği süsü, bir de var gürültüsü.
Nöronlardan suç örgütü, kuru kafa örüntüsü.
Satırlardan aktı iblisin kanı.
Yarının ardı, gül açtı bu yanı.
Ruhumdan kara güller, buraları.
Buz gibi, kara, ölümün kolları.
Bir kere göğe çevir gözlerini.
Şenlensinler Mikail hazretleri.
Bilir rüzgar, saçların' ahengini.
Tek sözün alır gözümün ferini.
Dudağından düşen, bir parça cennet.
Gözün' yaşı, alamet-i kıyamet.
Azabın dengi, başkasıyla meşk etmek.
O huriler sana gıpta edecek.
Her yakarışımda tekbir ve Nida.
Allah korusun, şirk gibi bu sevda.
Tüngerin cenginden duyulan nida,
Kulak zarı titretiyor. Elveda nida




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!