Erkeğin de tırnağı kırılır.
Kalbi, gururu, yaşama hevesi...
Gülüşünün kenarında sakladığı
ince bir sızı vardır kimsenin bilmediği.
Omuzlarına yüklenen “güçlü ol” emri
Onlu yaşlarımda bir gölgenin altında ezildim,
Babamın öfkesiyle mahallenin zorbalığı arasında.
Kendi çocukluğuma bile yaranamadım ben,
Daha o zaman başladı ruhumda bu büyük yara.
Gençliğim dersen; kışla ile lise, ev ile iş arası,
Öyle birini seviyorum ki
Hem yedi yabancı, hem annemden daha yakın,
Bir bakışıyla üşütür içimi,
Bir gülüşüyle ısıtır bütün kışımı.
Öyle birini seviyorum ki
Sabahı edemeyen prangalı bir tutsaktım sende
Dört duvarın gölgesinde sayarken günleri
Geleceğe doğacak güneşi bekliyordum
hiç umut yoktu ama...
Profesyonel hayatta yöneticilik, sadece bir unvana sahip olmak ya da bir koltuğa şans eseri oturmak demek değildir; o koltuğun gerektirdiği bilgiye, tecrübeye ve en önemlisi insani nezakete sahip olmaktır.
Yıllarını mesleğine vermiş, sahanın ve mutfağın her aşamasında emek harcamış profesyoneller olarak; neyin nasıl yapılacağını bilmeyen, işin dinamiklerinden bihaber olan ama buna rağmen "olağanüstü" beklentiler içine giren vizyonsuz yaklaşımlarla karşılaşabiliyoruz. Bilgisizliğin yarattığı agresifliği ve üslup sorunlarını yönetmek, ne yazık ki işin kendisini yapmaktan daha yorucu bir hal alabiliyor.
Gerçek bir lider, ekibinin emeğine ve uzmanlığına saygı duyar; kendi yetersizliğini nezaketsizlikle gizlemeye çalışmaz. Liyakatin, tecrübenin ve profesyonel ahlakın hak ettiği değeri bulduğu bir çalışma ortamı dileğiyle.
Yakın bir zamanda öleceğim
ve hiçbirinize
hakkımı helal etmeyeceğim.
Küçücük hesaplarınız vardı,
katlanılmaz istekler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!