Açtık gözlerimizi dünyaya, doğdu güneş
İçimiz ısındı birden ruhumuz ürkek bir serçe gibi kanatlandı.
Yükselince anladı kuşlar yaşamın ne kadar ufak olduğunu, çaresiz ve kimsesiz
Tuna’dan Volga’ya eser rüzgar Volga’dan Tuna’ya
Sende bir ben, ben de bir sen vardı aslında.
Bir pikap, bir plak, bir hayali
Görkemli tablolarda ahvali
Çatı katında damlalar akar durur
Yüreğine biriktirirdi gözleri
Bir kuğu orada! Dans ediyor.
Sabah güneşi ısıtır bembeyaz ve narin teni
Gecenin şahı kamer, yıldızlarıyla seyreder seni
Bulutların damlası damlarsa eğer yüzüne
Doğaya merhaba der, açar çiçeklerin dokunur izi.
Durmadan yürürdü adam ardında ayak izleri
Bir topraktan sine sine süzülür içime aniden
Bir damla su mudur yoksa onu gönlüme veren?
Ne yaparsam yapayım halimi hoşgören
Bir sarı renkli bir beyaz, onun adı papatya.
Özlem, tutku ve saadet hep seninle beraber
Başlangıçta bir oyun gibiydi
Tiyatronun perdesi açıldı ve
Gördüm, sevdim ve sildim oldu.
Zihin işgal edilmeden henüz
Karanlığım parıltılıydı.
Hiçbir şeyi umursamaz
Bir gece
İki hafta ve üç şiir
Bomboş gibi ve bir o kadar da dolu
Kasvetli bir gece
Benzersiz bir duygunun raksı var içimde
Ağzı var, dili yok gibi
Korkumdu beni çepeçevre saran derin yokuş
Karanlıkta saklı gizemi sarar ocağını perdesi
Kalemim yokuşa sürüklenir durur
Arar gerçek olan bendini
Dizlerimin bağı çözülür aşamaz kalbin zincire vurulmuş kilidini
Sıcaklık hissettim ılık ılık bedenimde
Deryalarda saklıdır huzur ve saadeti
Çiçek bahçelerinde gizli, ayak izleri
Sahi bir insanın gözlerinin içi
Nasıl bu kadar güzel gülerdi?
Esrarengiz bir adada yalnız başına
I
Gün batınca yeniden
Parlar ay tenli kadın
Güneş kıskanana dek
Bir yanım leylak
Kış bahçemin içindeki ortancalar
Boynu bükük dalları
Ve taneleri suya düşmüş.
Çatımın kenarından akan damlalar
Soğuğuyla buz olmuş sarkıtları
Gördüğüm o melek düşmüş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!