Böylece kaygıları ve mağdurlukları baskın olan kişiler; köleliği ve kulluğu ile övünecektiler. Yalvarmaya başlayıp, yalvarmalarıyla; mülkü elinde tutma katılığı olan efendileri yumuşacıktılar.
İnsanlar mülkiyetçi, özelleştirmeci sistem içinde; bilmedikleri, duymadıkları ve kolektif hafıza içinde kendilerine aktarılmayan bir yığın olgu ve olaylarla baş başa oluyorlardı.
Kişiler, bir türlü ve iyice kafalarına oturtamadıkları köleci alan içindeydiler. Ama kafalarında da kolektif geri bağlanım yasaları vardı. Kolektif yasalar yararlanıcı ve paylaşmacı yanıyla köleci sistem içinde efendi yararı olmadıkça işleyemiyordu.
Köleci sistemin içinde köleciliğin kendi geri bağlanım müktesebatı olan davranış biçimleri henüz oluşmamıştı. Mülklülerle mülksüzler, köleci alan içinde nasıl davranıp; nasıl tepki ortaya koyacaklarına dair hiçbir deneyim, hiçbir yol haritasını pek bilmiyorlardı.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta