Her yeni gun bir siir
Ve her siir bir sen
Seninle kalkacagim artik sabahlara
ruhun gunes gulumsemen ruzgar olacak
Gunesin beni isitmasina ruzgarin saclarimi dagitmasina izin verecegim
Aramızda bir buzdağı var görünmeyen
Erimeyen ve hareket etmeyen
Öylece duruyor orada
Ne sen ne ben bir şey yapıyoruz buna
Gözümün içine bakar uzaklaşıyorsun benden
Bir kuş misali konayım pencerene
Sen camı açıver
Süzülerek gireyim içeriye
Uçup uçup konuvereyim odanın ortasına
Besle beni güzel ruhunla
Öteyim sabah akşam biricik aşkımla
Ölürüm senin için bilmezsin
Bir bakarsın sokağın ben kadar sessiz
Sen her sabah uyanırsın bensiz
Ben tek gece uyuyamam sensiz bilemezsin
Umarım aşkımızı hiç bitirmezsin
Yine içimi kaplayama başlıyor bir sis
Bir ben bilirim yalnızlığı
Bir de İstanbul’un ıssızlığı
Her adım attığımda yankılanır
İstanbul’un marşı
Sarhoş etti beni şafağın güzelliği
Soğuk bir kış günü
Büyüledi bu şairi
Bomboş sokaklar ayrılık getirdi
Anlamsız geçen zamanlar
Anlattı bana acımasız kaderi
Yorulmuşum sürgünlerden
Kafamın içine giden o yolları geçmekten
Erimişim sessizce
Bir köşede yalnızca çürürken
Gözlerin miydi beni bitiren
Yoksa hayallerim mi
Sen miydin bu kadar güzel olan
Yoksa ben miydim seni böyle güzel gören
Ellerim miydi kalemi tutan
Yoksa titrek ruhum mu
Ezdirmeyiz altında bu vatanı düşman postalının
Hakkı ödenmez sahibine ulaşmayan postanın
Bir diyeceği vardır bize gözü yaşlı ananın
“Varsın şehit olsun oğlum, sağ olsun vatanım”
Bu topraklar bizimki kanla sulanmış
Bu uğurda kaç evlat babasız kalmış
Hareket etmeyen bir kadavra gibiyim bu aralar
Issız limandan kalkan gemi aşkımın kapısını aralar
Ah ne güzeldir gece sessizliğinde içilen biralar
Dar geliyor bana bu uzun yapılı binalar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!