Kırgınlığım,
Lohusa döneminde terk edilen ülkem
Bir tüy kadar hafifledi sana olan inancım
Yıkık bir ev oldun, seherin ilk esintisinde
Gecekonduların titrek ve korkulu seslerinde
Yeni doğan bir bebeğin sütü gibi
Bembeyazdı yaşam.
Dumanlar yükselirken lokomotiflerden
İsimleri silinirken işkence hanelerin,
yeni açan bir çiçeğin polenleri gibi
Yayılmalıydı yaşam.
Yaşın kadar aşka yelken açtım
Ve bir o kadar da battım
Rezil oldum sevda sularında
Kıyılarına yanaştım genç kızların
Ve bakire bir ölümdü yalnızlığım
Kapalı kapılar, keskin bıçak, kırık yalnızlık
Saçlarından tutuyorum bir kadını sevebilmek için
Kısık gözleri, dişlenmiş bedeni, öksüz suretiyle
Sonra sen kalıyorsun yanmış bir düşüncede
İzin kalıyor Hiroşima’da, Filistin’de, Türkiye’de
Örgütsüz bir haykırışı ıslatıyor dudaklarımız
Aşkımızı revize ediyor yitik bir mısra
Bilmediğim duygular ekiyorsun ciğerime
Şimdi infazını da işitecek
Ezilen halkların çocukları
Sakın gözlerini açma sevgilim
Radyolarda sansürlüyken sesin
Aklımıza gelmiyor yüzün
Bir sen oldum her sabah
Bir ben öldüm her gece
Sen gidersen, solar gökyüzü
Kurur suları boğazın
Söner ışıkları İstanbul'un
Sen gidersen, bir gün habersizce
Ardına bakmadan, bir dokunuşuna hasret




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!