Tokad'a Doğru Şiiri - Cahit Külebi

Cahit Külebi
20 Aralık 1917 - 20 Haziran 1997
69

ŞİİR


42

TAKİPÇİ

Tokad'a Doğru

Çamlıbel'den Tokad'a doğru
Tozlu yolların aktığı ırmak!
Ben seni çoktan unuttum;
Sen de unuttun mu, dön geri bak.

Atların kuyruğu düğümlü,
Bir yandan yağmur yağar, ıslak;
..........
..........

Cahit Külebi
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Aysun Asar
    Aysun Asar

    ALIŞKANLIĞIMDAN ANLA!

    Hala
    Bir sızı duyuyor
    Bir çöl sıcağı eşliğinde rüzgarın esiyorsa kalbimin derinliklerinde
    Döküp de göz yaşı ağlayabiliyorsam hala ardından
    Arada bir olsa da
    Yine de düşüyorsan delicesine aklıma
    Ve hala
    Adını her anışta kuruyorsa dudaklarım
    Bu sevdandan değil sevdiceğim anla
    Sadece alışkanlığımdan
    Sadece sana olan alışkanlığımdan
    ANLA!

    ......................................................Dalıp dalıp gidiyorsa gözlerim
    ......................................................Her akşam üstü akşam kızıllığında ufkun
    ......................................................Toplayıp da gökkuşağını gökyüzünden
    ......................................................Çizmek istiyorsam resmini hala
    ......................................................o kapkara bulutlara
    ......................................................Ve hala
    ......................................................Adınla sesleniyorsam doğan güneşe ve aya
    ......................................................Bu aşkımdan değil sevdiceğim anla
    ......................................................Sadece alışkanlığımdan
    ......................................................Sadece sana olan alışkanlığımdan
    ......................................................ANLA!

    Yine de boyamak istiyorsam
    O simsiyah gökyüzünü
    Her gece yarısı boydan boya beyaza
    O gün hala tualimde sen varsan
    Ve senin adınla boyuyorsam
    O kapkara bulutları gözlerinin rengine
    Seni sevdiğimden değil sevdiceğim anla
    Sadece alışkanlığımdan
    Sadece sana olan alışkanlığımdan
    ANLA!

    ......................................................Hala
    ......................................................Seni özlüyor
    ......................................................Ve hala seni arıyorsam
    ......................................................Ve hala
    ......................................................O ıssız sokak kaldırımlarında
    ......................................................tek başına dolaşıyorsam
    ......................................................Dostu olmuşsam
    ......................................................Sabahlara dek karanlıkların
    ......................................................Ve paylaşıyorsam yıldızlarla yalnızlığını
    ......................................................Bu hasretimden değil sevdiceğim anla
    ......................................................Sadece alışkanlığımdan
    ......................................................Sadece sana olan alışkanlığımdan
    ......................................................ANLA!

    Hala
    Yankılanıyorsa kulaklarımda o buğulu sesin
    Ve hala sayıklıyorsam adını bin bir özlemle düşlerimde
    Kadehlerimde hep sen varsan
    Seni içip de seninle sarhoş oluyorsam hüzzam bir şarkı eşliğinde
    Dökülüyorsa adın o sarhoş dudaklarımdan
    Kuruyan bir yaprak misali
    Kopup da savruluyorsam
    Yalnızlıkların o en kuytu köşelerine
    Her gün her gece
    iki damla gözyaşımda saklı kalıyorsan
    Bu vazgeçilmezliğinden değil sevdiceğim
    Ne olur anla
    Tutkum
    Tutkum sadece
    Sadece sana olan o alışkanlığımdan
    Alışkanlığımdan
    ANLA..

    Şiir : Ayhan UÇAR
    Yorum : Aysun ASAR
    Kayıt : Şeyhmus Sait AYDIN

    Ayhan Uçar

    bazen görüyorum Günün Şiiri'nde şiirlerini reklam edenleri gülüyorum...oldu olacak ben de Ayhan hocamın hazla yorumladığım şiirlerinden birini sunayım ilk kez Günün Şiiri'nde...:)

    arkadaşlar burası Cahit KÜLEBİ'ye ait bir sayfa!
    herkesi saygıya davet ediyor, değmez bu ucuz söylemler ölümlü dünyada diyor Cahit KÜLEBİ'yi
    ÖLÜMLÜ İNSANLAR İÇİN adlı ibret veren şiiriyle yad etmek istiyorum.....


    ÖLÜMLÜ İNSANLAR

    Hepiniz öleceksiniz!
    Tanrı katına çıkacaksınız utanmadan!
    Ruhlarınız koyup kaçacak sizi!
    Topraklara gömüleceksiniz.

    Kurtlar, böcekler, solucanlar
    Sevinçle saldıracak üstünüze.
    Elleriniz bomboş kalacak,
    Kimse bakmayacak resminize.

    Sevilmiş kadınların hayali
    Dumanlar gibi dağılacak;
    Faydaydı, şöhretti, merhametti
    Semtinize uğramayacak.

    Gözleriniz yok artık!
    Dünyamızı göremeyeceksiniz!
    Okşamak, gülmek, konuşmak
    Yok olmuş bir selde yüzeceksiniz,

    Yavaş yavaş çürüyeceksiniz.


    ruhu şad,mekanı cennet olsun!
    saygılarımla...

  • Ayhan Uçar
    Ayhan Uçar

    '...Bir başka husus; eleştirdiğimiz konu, alan ne olursa olsun, eleştiren kişinin o konu yada alanda eleştirilenden üstün niteliklere sahip olması gerekir her şeyden önce diye düşünüyorum.'

    ( O zaman sen eleştirmen olarak Cahit KÜLEBİDEN üstünsün şair ali rıza bey ( ? )___________________


    'Biz burada bir şiiri eleştiriyorsak –ki öyledir- o şair ve şiirle kendimizi ve şiirimizi bir kıyaslamalıyız ve ona göre konuşmalıyız.'

    -------Eleştirmen kendisiyle kıyslama yaprak şiir eleştirmez öyle yaparsa sübjektif olur,
    Şiiri bilerek, şiirin asgari unsurlarını tanıyarak eleştiri yapar_____ ( O zaman sen eleştiyi kendini yada eleştiri yapanlrı kıyas alarak yapıyorsun _________


    'Bu güne kadar ben şahsen sayın Ayhan Uçar hocanın hiçbir şiirini okumamıştım, bugün sayfasını ziyaret ederek birkaç şirini inceledim.

    ----Sen incelememiş olabilirsin ama sayfmı inceleyen 560.000 kişi vr ve bunlr bu sayıda dowloand ederk incelemişeler. Benim 560.001. kişiye ihiyacım yoktur____________

    'Her şeyden önce bendeniz de öncelikle bir okuyucu ve eğitimci olarak otuz yılı aşkın bir süredir şiirle yakından ilgilenen birisi olarak –belki bu da benim önyargım, istisnalar kaideyi bozmaz- çok sayıda şiiri olan şairin şiirinin kalitesi konusunda kuşkularım olmuştur, çoğu kez de bu kuşkularımın beni doğruladığını görmüşümdür.

    _________Şair adayı yazdığı veya yazmadığı şiir sayısı ile değerlendirilemez, mevcut şiirlerin toplum mal olmasıyla değerlendirilir________________


    'Sayın Ayhan Uçar hocanın sayfasında da aynı durumla karşılaştığımı söylemeliyim.Bir defa bin kusür şiir, incelediklerimin hepsi sıradan herkesin sokaktaki insanın söyleyebileceği bir dizi söz kalıplarından öteye geçmiyor.


    _______Sayfamda baktığından çok daha fazla şiir var bunların yüzde yetmişi bu ülkede kabul görmüş gerçek şairlere aittir. Şair İsimlerini bilmediğiniz için şaşırmış olabilirsiniz doğaldır. Önyargı ile hareket edince göz istendiği gibi görür akılda düşünüldüğü gibi düşünür_______

    'Yazım ve gramer hataları hataları ise şaşırtacak düzeyde.Örneğin “Meyhanece” isimli şiirde yirmiye yakan yazım ve telaffuz hatası mevcut.Bir başka şiirde birkaç yerde –mi soru eki ile birlikte soru ekinin ekleri hataları yazılmış,

    ________ Bilgisayarda yazılan her şiirde böyle yazım hataları olur, ki günün şiiri bölümünde yayımlan o bildik şairlerin şiirlerinde de ve hata olarak gördüğünüz bir kaç şiirdeki o ekler başka şiirde neden görmediniz ?__________________

    'artık gereksiz noktalama işaretleri bir tarafa.Söyleyiş ve şiiriyetten eser yok, sıradan söz kalıpylarından ibaret şiir adıyla yayımlanmış metin, Örneğin; Aç bir şişe daha, meyhaneci, bu gece seninleyim, sevgilimden ayrıldım, anla beni be meyhaneci, Bu söz kalıplarının hangisi şiirdir, soruyorum sizlere, bunları yazmak ve yayımlamak için şair olmak gerkmez ki

    ______________ Şiire ve şaire hangi pencereden bakarsan öyle görürsün ve hangi gruplarla dirsek temasında bulunursan şiirde öle düşünürsün.

    Sana tavsiyem ali rıza bey kardeşim sen şiir yaz ve
    en azındn kendi eserlerinle, ortaya koyduklarınla kıyas yap...

  • Ali Rıza Atasoy
    Ali Rıza Atasoy

    ***BİR ELEŞTİRİ/YORUM**** ali rıza atasoy

    Günün Şiiri Tokad’a Doğru hakkında sayın Ayhan Uçar tarafından yapılan ilk ve müteakip yorumları dozu kaçırılmış yorumlar olarak gördüğümü ifade etmeliyim. Belki biraz da bu olumsuz görüşü eleştirmek için birkaç kez klavyenin başına geçmişsem de sonradan kırıcı bir ortama neden olmamak için vazgeçtim. Sayın Ayhan Uçar hocayı hiç okumadım, ama zaman zaman günün şiiri bölümünde yaptığı genellikle olumsuz eleştirilerini hatırlıyorum ve bir önyargısı var sanki “isme göre yorum yapılıyor” anlamında.Ve ben bu görüşü anlamakta zorlanıyorum, insan neden isme göre yorum yapsın yada ünlü kişilerin şiirini ve sanatını alkışlasın, böyle sığ bir anlayış olabilir mi? Hiç sanmam, hiçbir şiir gönüllüsü de bile bile aksine böyle bir tavır içine gireceğini düşünmüyorum.Zaten o tür sanat erbabı rüştünü ve farklılığın eserleriyle geniş kitlelere kabul ettirdiği için ünlü olmuşlardır.yani ünlü olmak onların kişiliklerinden değil sanat gücünden kaynaklanmaktadır.

    Ha, yanlış anlaşılmasın ben şahsen bir Cahit Külebi hayranı falan değilim.Ama bir eğitimci olarak özellikle gerek öğrencilik yıllarında gerekse öğretmenlik hayatımda birçok şiirinin ders kitaplarında yer aldığını, öğrenciler tarafından beğenildiğine tanık olmuşumdur.Ben şahsen tüm şiirlerini okumadım, muhakkak onun da kötü denilebilecek düzeyde şiirleri vardır belki. Fakat Tokad’a Doğru o kadar eleştirilmeyi hak edecek düzeyde kötü bir şiir değildir kesinlikle, hatta şairin en çok okunan ve beğenilen şiirlerindin birisidir.Bir önceki açıklamamda kendimce bir tahlilini yapmaya çalıştığım şairin “İstanbul” başlıklı şiirini ilk kez tesadüfen bir grup sayfasında okudum imza yerinde de isim yoktu.Şiir çok harikaydı, şiiri paylaşan arkadaşa b.u şiirin kime ait olduğunu sordum ve Cahit Külebi’nin şiiri olduğunu sonradan öğrendim. Yani o şirin şairinin kim olduğunu bilmeden de o şiire hayranlığımı belirttim, dolayısıyla isme göre şiirin beğenilmesi veya olumlu yönde yorum yapılması gibi sanata gönül vermiş insanların düzeyine yakışmayacak bir görüşü anlamakta zorlandığımı belirtmeliyim.Dolayısıyla şiirle şairlikle alakası olmayan sırf sanal muhabbet olsun diye bu tür “yüreğine sağlık” türünden sıradan yorum yapan birtakım zevatı istisna tutarsak, gerçek şairin ve şiirsever hiçbir arkadaşın sırf ismi ünlü diye biri çalışmaya övgüler yağdırmasın yada hocanın deyimiyle şakşakçılık yapması şeklindeki görüş çok ağır bir ithamdır.

    Bir başka husus; eleştirdiğimiz konu, alan ne olursa olsun, eleştiren kişinin o konu yada alanda eleştirilenden üstün niteliklere sahip olması gerekir her şeyden önce diye düşünüyorum.Biz burada bir şiiri eleştiriyorsak –ki öyledir- o şair ve şiirle kendimizi ve şiirimizi bir kıyaslamalıyız ve ona göre konuşmalıyız.Bu güne kadar ben şahsen sayın Ayhan Uçar hocanın hiçbir şiirini okumamıştım, bugün sayfasını ziyaret ederek birkaç şirini inceledim. Her şeyden önce bendeniz de öncelikle bir okuyucu ve eğitimci olarak otuz yılı aşkın bir süredir şiirle yakından ilgilenen birisi olarak –belki bu da benim önyargım, istisnalar kaideyi bozmaz- çok sayıda şiiri olan şairin şiirinin kalitesi konusunda kuşkularım olmuştur, çoğu kez de bu kuşkularımın beni doğruladığını görmüşümdür. Sayın Ayhan Uçar hocanın sayfasında da aynı durumla karşılaştığımı söylemeliyim.Bir defa bin kusür şiir, incelediklerimin hepsi sıradan herkesin sokaktaki insanın söyleyebileceği bir dizi söz kalıplarından öteye geçmiyor.Yazım ve gramer hataları hataları ise şaşırtacak düzeyde.Örneğin “Meyhanece” isimli şiirde yirmiye yakan yazım ve telaffuz hatası mevcut.Bir başka şiirde birkaç yerde –mi soru eki ile birlikte soru ekinin ekleri hataları yazılmış, artık gereksiz noktalama işaretleri bir tarafa.Söyleyiş ve şiiriyetten eser yok, sıradan söz kalıpylarından ibaret şiir adıyla yayımlanmış metin, Örneğin;

    Aç bir şişe daha,
    meyhaneci,
    bu gece seninleyim,
    sevgilimden ayrıldım,
    anla beni be meyhaneci,

    Bu söz kalıplarının hangisi şiirdir, soruyorum sizlere, bunları yazmak ve yayımlamak için şair olmak gerkmez ki..Bununla birlite tabi bu olumsuz görüşlerim asla akademik kariyer sahibi de olan Sayın Ayhan Uçar hocanın şahsı olamaz elbette, kendisini hiç tanımam bir alıp veremediğim de olamaz kendisiyle.Tamamen görüşüm şiir ve şiirin kalitesinin yükseltilmesi yönünde görüşlere destek veren bir şiirseverin görüşleri olarak bu sözlerimin algılanmasını özellikle istirham ederim.Saygılarımla…04/07/2007 – ali rıza atasoy

  • Aysun Asar
    Aysun Asar

    Alllah Allah ne biçim yorumlar yazılıyor bu sayfada!
    o bir üstat saygıda kusur yok gibilerinden...
    acaba bu yorumu yazan kişi benim kadar sevebilir mi Cahit KÜLEBİ'yi O'nu da Allah bilir..ya da .iki gündür Cahit KÜLEBİ'nin sayfasının öksüz kalmışlığının üzüntüsünü acaba ben gibi yaşayabildi mi ?...şiiri beğenmedik diye saygıda kusur yok diye ahkam kesenler,Günün Şiirini hazmedeyen diyenler nedir bu Allah aşkına?
    birilerinin gönlü olsun diye yağcılık mı yapalım yani beğenmediğimiz bir için...kimsenin kimseye etkilemeye ne hakkı ne de haddi yoktur....
    bir şiiri herkes beğenecek diye bir kaide de yoktur...dileyen beğenir,dileyen beğenmez bu kadar...
    elbette Cahit KÜLEBİ'ye saygımız sonsuz ama bu demek değildir ki üstadımızın her şiirini şakşaklayacağız....
    hatasız bir Allah!
    bir Günün Şiiri'ne bakıyorum bir de Cahit KÜLEBİ'nin aşağıdaki yorumumda vermiş olduğum örnek şiirlere bakıyorum...arada dağlar kadar fark görüyorum...
    hayranı olduğum üstadımızın bu şiirini hiç ama hiç beğenmedim yaşamış olsaydı, kendileriyle görüşme şansım olsaydı yüzüne de söylerdim eminin kırılmazdı eminim ve saygısız olarak nitelemezdi beni...çünkü insan değer verdiği kişiyi eleştirir ....ve takdir ettiği kişide hep güzellikleri görmek ister...
    şiiri beğenmeyen kişileri saygısız sınıfına koyup yargılamak da kimin haddine...

    daha fazla nefesimi tüketmek istemiyor üstadımızı çok sevdiğim güzel bir şiiriyle yeniden yad etmek istiyorum...


    UYUSUN DA BÜYÜSÜN


    Tüketme nefesini maviş kızım
    Bildiğin Türkçe kıt gelir masallarıma
    Sözden sazdan anlamazsın
    Kuştan yapraktan haberin yok

    Biz yaşlılar neler de bilmeyiz
    Hele sen belle dilimizi
    Biliriz de güzel laf etmesini
    Çekiniriz konuşmaktan
    Yazmasını bilir yazamayız

    Üzme beni yum gözlerini
    Uyutacak ninnilerim yok
    Türküler mi istersin benden
    Yanık memleket türküleri
    Ne arasın bende o ses
    Islıkla söyleni marşlar mı istersin
    Bunlar size gelmez
    Uykusunu kaçırır çocukların

    Sana hazır ninniler söylesem
    Bahçeye kurdum desem salıncak
    İnanır mısın
    Ne bahçe var ne beşik
    Bir arabacık da istemezdi şu asfalt
    Yorganın yatağın iğreti
    Doğdun doğalı ne oyun gördün
    Ne oyuncak

    Uyu benim maviş kızım
    Dem geçecek devran geçecek
    Keloğlan muradına erecek
    Sökülecek hasbahçenin çitleri
    Ağlayan nar gülecek.

    Bir arabacık da istemezdi şu asfalt
    Yorganın yatağın iğreti
    Doğdun doğalı ne oyun gördün
    Ne oyuncak

    Uyu benim maviş kızım
    Dem geçecek devran geçecek
    Keloğlan muradına erecek
    Sökülecek hasbahçenin çitleri
    Ağlayan nar gülecek.

    Cahit KÜLEBİ

    ruhun şad,mekanın cennet olsun büyük üstat!
    saygılarımla...

  • Ayhan Uçar
    Ayhan Uçar

    Sübjektiflikten kurtulunduğunda,
    edebiyatta,
    şiirde kurtulacak, şairde,
    ulaşılmaz sanılan o kaf dağlarına ulaşılıp,
    nice devlerin cüce,
    cücelerin de dev olduğu anlaşılacak,
    Bu işler sübjektifliği ifade eden sanırımlarla olmuyor ne yazık ki,
    her mesleğin ve sanatın bir kuralı olduğu gibi şiirinde kuralları vardır, ne yanlız başına öz ne de şekil yazılanları şiir yapar,
    şiiri şiir yapan halktır ve onun üzerinde bıraktığı derin izdir,
    sanırımlar ne şairi şair
    ne de şiiiri şiir yapar,
    ne de her şairin şiirini şiir....

  • Dilek Uluocak İriç
    Dilek Uluocak İriç

    ben de tokata doğru gidiyorum...
    yön belirlendi...

  • Erhan Demir
    Erhan Demir

    Saygıyla anıyorum...Yüreği büyük koca bir şairdir...

  • Ali Rıza Atasoy
    Ali Rıza Atasoy

    ****BİR ŞAİR / BİR TAHLİL**** ali rıza atasoy

    CAHİT KÜLEBİ VE * İSTANBUL* ADLI
    ŞİİRİ ÜZERİNE BİR TAHLİL DENEMESİ


    A – ŞAİRİN HAYATI :

    Cahit Külebi, 1917 yılında Tokat’ın Zile İlçesine bağlı Çeltek köyünde doğmuştur. Asıl adı Mahmut Cahit olup, aile soyadı Erencan’dır. Daha sonra babasının aile adı olan Güllep’ten yararlanarak Külebi soyadını kullanmıştır. İlkokulu Niksar’da bitirdikten sonra, ortaokul ve lise öğrenimini Sivas Lisesinde yatılı olarak okumuştur. 1940 yılında İstanbul Yüksek Öğretmen Okulundan mezun olmuştur. Antalya Lisesinde ve Ankara Gazi Lisesinde Edebiyat öğretmenliği yapmıştır.Daha sonraki yıllarda Milli Eğitim Müfettişliği, İsviçre’de kültür ataşeliği ve Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur. 20 Haziran 1997 tarihinde Ankara’da vefat etmiştir.

    Şair, ilk şiirlerini Sivas Lisesi öğrencisi iken okulda çıkarılan “Toplantı” adlı dergide yayımlamıştır. Yücel Dergisi’nde “Sivas Erkek Lisesi - Ahmet” imzasıyla, Gençlik Dergisi’nde “Mahmut Cahit”imzasıyla, bazen de “Nazmi Cahit” imzasıyla şiirleri yayımlanmıştır. Daha sonraki yıllarda Cahit Erencan adıyla Sokak, Gençlik ve Varlık dergilerinde de şiirleri yayımlanmış, Külebi soyadını sonradan tescil ettirmiştir. Cahit Külebi, 1940’lı yıların edebiyat hareketi içinde etkin bir rol oynamamasına, hiçbir gruba ve eğilime katılmamasına rağmen şiirini geniş okur kitlelerine kabul ettirmiştir.Yaşantılarını, anılarını ve gezip gördüğü Anadolu’yu ve Anadolu insanını konu edinen güzel şiirler yazmıştır.Onun şiirinde genel olarak, insanı bıktırmayan, oldukça serbest, fakat her dizesinde kendini hissettiren bir dil musikisi hakimdir. Onun için; şehre gelmiş, okumuş, fakat doğduğu memleketin havasını kaybetmeden yeni ve güzel şiire ulaşmış farklı bir şairdi, demek yanlış olmaz.

    B – ŞİİR; DİL VE ÜSLUP :


    ***İSTANBUL

    Kamyonlar kavun taşır ve ben
    Boyuna onu düşünürdüm,
    Kamyonlar kavun taşır ve ben
    Boyuna onu düşünürdüm,
    Niksar'da evimizdeyken
    Küçük bir serçe kadar hürdüm.

    Sonra âlem değişiverdi
    Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    Sonra âlem değişiverdi
    Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    Mevsimler ne çabuk geçiverdi
    Unutmak, unutmak, unutmak.

    Anladım bu şehir başkadır
    Herkes beni aldattı gitti,
    Anladım bu şehir başkadır
    Herkes beni aldattı gitti,
    Yine kamyonlar kavun taşır
    Fakat içimde şarkı bitti.

    ***Cahit Kulebi

    Görüldüğü üzere şiir; her biri sekiz heceden oluşa altışar dizelik üç bölümden oluşmaktadır.Her bölümdeki ilk iki dizeler üçüncü dizeye geçildiğinde tekrar edilmektedir.Öyle zannediyorum ki şair hem ses , hem anlam bakımından şiire aktivite kazandırmak amacıyla bu metodu seçmiştir.Şiirde tekrarlanan cümleler çocukluğunu geçirdiği yöredeki anılarından hareketle şairin kendisinden bir parçaymış izlenimini veriyor. Ses hatıraları uyandıran en önemli vasıtalardan biridir.Bu yüzden şairin sadece bu şiirinde değil, hemen hemen pek çok şiirinde Anadolu toprağından gelen bir ses, bir koku, bir renk ve bir ruh vardır. İstanbul şiiri; şairin diğer bazı şiirlerinde de olduğu gibi tekrarlanan unsurlarla değişen unsurlardan meydana geliyor. Tekrarlanan ve değişen unsurların iç içe beraber yürümesi şiire estetik bir yapı kazandırıyor. Hemen hemen bütün sanat eserlerinde bu iki zıt unsuru, yani değişen ve değişmeyeni beraber bulmak mümkündür. Şiirin tekrarlanan bölümleri daha önce de ifade ettiğimiz üzere, her bölümdeki ilk iki dizeleridir ki peşpeşe tekrar edilmektedir. Gerçi aynı zamanda tekrarlanan ilk iki dizeler her bölümde farklıdır ama bölüm içinde tekrar edilmektedir. Şiirin tamamen değişen unsurları ise, her bölümdeki son iki dizelerdir.Şiirin birinci bölümünde; büyük şehre gelen insanın (şairin) çocukluğuna ve çocukluk yıllarını geçirdiği köyüne(memleketine) özlemi dile getiriliyor. İkinci bölümde ise ayrı bir havası ve kozmopolit yapısı olan büyük şehrin ruhunda bıraktığı eziklik ve yine çocukluk hatıralarının unutulmaya yüz tutmasından kaynaklanan bir acı seziliyor. Üçüncü bölümde yine kozmopolit büyük şehir ve bu büyük şehir insanının birbakıma Ekonomi Biliminde tarif edildiği üzere home ekonomis (çıkarcı insan) tipi ile Anadolu ve Anadolu insanı karşılaştırılıyor.Şiir genel olarak; şairin diğer şiirlerinde olduğu gibi yalın ve akıcı bir dille kaleme alınmış, şiirde ses ön plana çıkmakla birlikte renk ve figürlerle bütünleştirilmiş ve okunması kolay bir ahenk sağlanmıştır.Ayrıca şiir; gerek şekil gerekse içerik olarak pek çok ünlü şairimizin “İstanbul” konulu şiirlerinden farklı bir şiirdir.

    C – ŞİİRİN İÇERİK OLARAK TAHLİLİ :

    Altışar dizelik üç bölümden oluşan şiirin birinci bölümünde; çocukluk duygularıyla köyüne bağlı olan şairin, çocukluğunu geçirdiği günlere ve memleketine olan özlem dile getiriliyor.

    Niksar’da evimizdeyken
    Küçük bir serçe kadar hürdüm

    dizeleri bu duyguyu öyle güzel açığa vuruyor ki, bunun üzerine ne söylesek yine de sözcükler kifayetsiz kalır.Şehirli şairlerin ve sanatçıların çoğu Anadolu’yu ve Anadolu insanını dışardan ve dış görünüşüyle görmüşlerdir.Onlar Anadolu çocuklarının yaşantılarına sahip olmadıkları için, bilhassa bu dizelerin yazıldığı yıllardaki Anadolu’nun sosyal ve ekonomik yapısı da dikkate alındığında, bazen araya ideoloji de karıştırarak yoksulluk ve sefalet edebiyatı yapmışlardır. Özellikle o yıllarda savaştan yeni çıkmış ülkemizde, bugünkü anlamda her türlü sosyal, ekonomik ve teknolojik mahrumiyet büyük boyutlardaydı. Ancak Anadolu, bazı şehirli şairlerin zannettiği gibi sadece yoksulluk ve sefaletten ibaret değildir. Anadolu; her türlü maddi anlamdaki mahrumiyetin dışında estetik bir ruh zenginliği, sevgi, insanlık, merhamet, kahramanlık, düğün, bayram ve folklor gibi manevi bir zenginliği barındırmaktadır.İşte şairin de her türlü imkanlara sahip büyük şehirlere rağmen, Anadolu’ya ve çocukluğunu geçirdiği yörelere özlemi bundandır.Anadolu’da şehirli edebiyatçılar arasında bunları anlatacak pek az sayıda şair ve yazar yetişmiştir. Az sayıda da olsa zamanla büyük şehirlere gelerek yüksek kültür edinmekle beraber ilk yaşantılarını kaybetmemeyi başaran ender şairlerden birisi de Cahit Külebi’dir. Onun pek çok şiirinden yoksulluğuna sefaletine rağmen buram buram Anadolu vardır. İşte”Yurdum” başlıklı şiirinden bazı dizeler;

    “Koca koca kamyonlara binmişim
    Daha büyük şehirlerine
    Okumaya gitmişim,
    Eşkıyalar yolumu kesmiş
    Alacak şey bulamamışlar.
    Topraklarının üstünde
    Top oynamış, aşık olmuş, düşünmüş
    Ahbap edinmişim.”

    “İstanbul” şiirinin ikinci bölümünde; şairin öğrenci veya memur olarak büyük şehre gelişiyle birlikte, büyük şehrin bu kozmopolit yapısının Anadolu insanının hayallerini nasıl bir bıçak gibi kesip attığı gerçeği en bariz bir şekilde ifade edilmektedir. Her türlü sosyal, kültürel, ekonomik ve teknolojik anlamda büyük imkanlara sahip büyük şehirlerdeki günlük rutin ve yapay ilişkiler, çocukluk duygularıyla köye bağlı olan şairi mutlu etmez, bu yüzden kendini buralara yabancı hissetmektedir..Büyük şehirlerde Anadolu insanının o saf ve temiz ruhunu bulamadığını ifade etmektedir. Büyük şehirlerin kendine özgü yapısıyla, havasıyla, suyuyla, kozmopolit ilişkileriyle alışılmışın ötesinde farklı yaşam biçimi şairi mutlu etmemektedir. Mevsimlerin, yılların geçip gitmesiyle birlikte anıların unutulmaya yüz tutması gerçeği ile karşı karşıya olan şair buna üzülür ve çocukluk günlerini geçirdiği Anadolu’ya özlem duyar. Şiirdeki şu dizeler bu duyguyu ne kadar güzel dile getirmektedir;


    Sonra alem değişiverdi
    Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak
    Sonra alem değişiverdi
    Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak
    Mevsimler ne çabuk geçiverdi
    Unutmak, unutmak, unutmak

    Şiirin üçüncü bölümünde; yine büyük şehir insanının insani ilişkiler noktasındaki zaafı şairane bir şekilde dile getirilmiştir.Bu şehrin insanında Anadolu insanının samimiyetini, doğruluğunu, saygısını, sevgisini bulamaz.Burada da kamyonlar kavun taşımaktadır, ama tüm ilişkiler ticari çıkarlar doğrultusunda “home ekonomis” bir anlayış içindedir.Sonuçta şair; bu şehrin insanıyla, havasıyla, suyuyla, sosyal ilişkileriyle kendine göre olmadığını itiraf etmektedir. Ama “Fakat içimde şarkı bitti” dizesiyle, artık o günlere geri dönmenin mümkün olmadığını da vurgulamaktadır.

    Anladım bu şehir başkadır
    Herkes beni aldattı gitti
    Anladım bu şehir başkadır
    Herkes beni aldattı gitti
    Yine kamyonlar kavun taşır
    Fakat içimde şarkı bitti

    D – GENEL DEĞERLENDİRME :

    Cahit Külebi, herhangi bir şiir grubuna ve ekolüne bağlı olmamakla birlikte Cumhuriyet dönemi şairlerimiz içinde kendini kabul ettirmiş şiirini beğenerek okuduğum şairlerden birisidir. Özellikle öğretmenlik ve milli eğitim müfettişliği yaptığı yıllarda Anadolu’yu gezip görmüş olması şiirine zenginlik katmasını sağlamıştır. Onun her şiirinde Anadolu ve Anadolu insanı vardır desek abartmış olmayız. Daha önce pek çok şiirini okudum, hatta defalarca okuduğum şiirleri olmuştur.Tokat’a Doğru, Sivas Yollarında, Rüzgar, Yurdum, Cebeci Köprüsü, Kayıp Sevda, Zerdali Ağacı, Kadınlar şiirleri daha önce okuduğum şiirlerinden bazılarıdır. Ancak itiraf etmeliyim ki “İstanbul” şiirini daha önce hiç duymamışım nedense, veyahut bir şekilde gözümden kaçmış. Bu şiiri birkaç gün önce antoloji şairlerinden Dr.Osman Tuğlu hoca bir grupta paylaşmış tesadüfen okudum, sonra tekrar tekrar okudum harika bir şiirdi. Şiirin imza yerinde de bir isim göremeyince, paylaşımda bulunan saygıdeğer şairi aradım ve bu şiirin kime ait olduğunu sordum, kendisi bana dönerek şairin ismini yazmayı unuttuğunu belirterek Cahit Külebi’ye ait olduğunu bildirdi. Şiirlerini her zaman keyifle okuduğum ve kalemine saygı duyduğum Dr.Osman Tuğlu hocama bu şiiri tanımama vesile olduğu için ayrıca teşekkür ediyorum.

    Şiiri tahlile geçmeden önce, şiirin ilk bölümünde şairin çocukluk hatıralarını andığı Niksar’a kadar gidip gözlem yapmayı düşündüm. Çünkü Niksar, şu an bulunduğum Taşova’ya takriben yetmiş kilometre kadar bir mesafededir.Aynı zamanda daha önce ziyaretime gelen Niksar Milli Eğitim Müdürü dostumuza da bir iadeyi ziyarette bulunmuş olacaktım böylece. Bu niyetle yola çıktım, yolum Tokat’ın bir başka şirin İlçesi Erbaa’dan geçiyor.Ayrıca, Erbbaa’yı çok severim bu yüzden belki her hafta sonu genellikle Cumartesi günleri Erbaa’ya giderim. Eşim ve çocuklarım da yanımda olduğu halde Erbaa’ya vardık, niyetimiz biraz dolaşıp gezdikten sonra oradan Niksar’a geçmek idi.Erbaa’da alış veriş yaptık, gezip dolaştık derken vakit geçiverdi ve günün büyük bölümünü orada geçirmiş olduk, böylece Niksar’a gidemeden evimize geri döndük.

    Ancak şunu belirmek isterim ki Erbaa ve Niksar aynı ile bağlı ilçeler olduğu gibi insanıyla, tabiat güzellikleriyle ve hatta nüfus yapısı itibariyle birbirlerine çok benzerler. Dolayısıyla Niksar’ın da her bakımdan Erbaa gibi olduğunu düşünüyorum. Erbaa’ya doğru yol alırken hava çok güzeldi, sanki ilkbahar gelmişti, sanki ifadesini kullanmam belki yersiz gerçekten gelmişti.Yeşilırmak boyunca uzanan yol kıyısındaki yerleşim yerlerinde insanlar tarlasında bağında bahçesinde çalışıyor, bahara hazırlık yapıyorlardı. Erbba merkezi ise büyük şehirlerden farklı değildi görüntü itibariyle, yani Cahit Külebi’nin şiirlerinde dile getirdiği yoksul ve bakımsız Anadolu kasabalarının yerinde şimdi modern görüntüsü ve büyük şehirlerdeki imkanları aratmayacak şekildeki gelişmişliği ile ellibin nüfuslu Erbba veya Niksar şehirleri vardı artık. Zaten Taşova’dan itibaren Kelkit’e kadar uzanan Yeşilırmak Vadisi kapsamında Taşova-Erbaa-Niksar da dahil olmak üzere on ilçe merkezi yer almaktadır.İşte bu ilçeleri kapsayan Yeşilırmak Vadisi adeta ikinci bir Çukurova gibidir.Bu bölgede narenciye hariç her türlü meyve sebze ve diğer ürünler üretilir, başka illere pazarlanır. Ayrıca çeşitli faaliyet alanlarında üretim yapan irili ufaklı fabrikalar mevcuttur. Her şeyden önce de tabiat bir başkadır buralarda gezmeye, görmeye doyum olmaz. İnsanları mutlu ve iyi yüreklidir, hangi bağa bahçeye uğrasanız misafire büyük bir iltifat gösterirler.Yazın kavun tarlalarında, sebze tarlalarında ürünlerini toplayan insanlarla sohbet etmenin tadını yaşamak gerekir. Şairin “İstanbul” şiirinde belirttiği gibi yazın bol bol kavun kamyonları geçer, ben oturup çayımı yudumladığım balkonumdan onları seyrederim.

    Şiire dönecek olursak; dile, söyleyişe, şiir duygusuna daima önem veren Cahit Külebi “İstanbul” şirinde de aynı özeni göstermiş ve edebiyatımıza güzel bir şiir kazandırmıştır.O, şiirlerinde Anadolu’yu kendi hayatı ile birleştirmiş, onun taşını toprağını kendi varlığının bir parçası gibi hissetmiştir. Bu güzel şiir vesilesiyle merhum şairi rahmetle, minnetle anıyorum.Bu güzel ve derin anlam yüklü dizelerle ilgili duygularımı şiirseverlerle paylaşmak istedim.Saygılarımla…11/03/2007 – ali rıza atasoy


    KAYNAKÇA :

    1- Bilimin ve Aklın Aydınlığında Eğitim, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Sayı 82, Ankara 2006.
    2- Kaplan, Mehmet. Şiir Tahlilleri Cumhuriyet Tarihi Türk Şiiri, Cilt -2, Dergah Yayınları, İstanbul 2002.
    3-Türk Edebiyatı Dergisi, Ekim-2003, Sayı 360, İstanbul 2003.
    4-Yörük, Yaşar. Güzel Konuşma Yazma, Serhat yayınları, İstanbul.


  • Suna Doğanay
    Suna Doğanay

    Ruhu şadolsun ustanın. Türk Edebiyatı o ve onun gibi ustalarla ayakta kalmayı başarmıştır. Teşekkürler paylaşım için.

  • Aysun Asar
    Aysun Asar

    hayranı olduğum üstadımızın bu şiirini cezbedici bulamadım ve duygularımı aşağıdaki yorumumda yansıttım...Şiir_CİNİ Ayhan UÇAR hocamın görüşlerine aynen katılıyor kendilerine teşekkür,saygılarımı iletiyorum...
    yine sevgili Mehtap ALTAN hanımefendiye gerçek bir şiirsevere yakışan duyarlılığı ve hassasiyeti için, ne demek istediğimi anladığı için sonsuz teşekkür ve sevgilerimi sunuyorum...
    bu şairler bizim !
    dün gece büyük üstat Cahit KÜLEBİ'nin bir tanesi bile popüler olmamış,sevgilerimi ve gözyaşlarımı bıraktığım öksüz kalmış sayfasını incelediğimde gerçek şiir ve şair adına öylesine hicap duydum ki...
    lütfen değerlerimize sahip çıkıp biraz da onları okuyalım dostlar!
    ruhları şad,mekanları cennet olsun

TÜM YORUMLAR (21)