Gecenin en kör vaktinde
Ankara’nın soğuk bir koğuşunda
Üç nehir akıyordu ölüme doğru.
Deniz’in parkası,
Yusuf’un bitmeyen inadı,
Hüseyin’in kitaplar dolusu bilinci…
Onlar,
Kendi idam sehpalarını tekmelerken
Celladın elindeki sicim değil
İmparatorlukların korkusuydu titreyen.
Birer birer düşmediler toprağa,
Birer birer ekildiler bu kavgaya!
Sonra bir ses…
Kızıldere’nin sarp kayalıklarından,
Mahir’in barut kokan nefesinden geldi:
"Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!"
Bu ses,
Deniz’in son arzusuyla kucaklaştı havada.
Kavgayı biz başlattık demiyoruz,
Ama biz bitireceğiz!
Çünkü bu kavga;
Postalların altında ezilen buğdayın,
Fabrika bacalarından tüten isli öfkenin,
Ve okul sıralarında filizlenen isyanın kavgasıdır.
Şimdi iyi bakın o sehpaya;
Gördüğünüz sadece üç fidan değil,
Kökü bu toprağın en derininde,
Dalları gökyüzünü yırtan
Ve Mahirlerin selamıyla büyüyen
Kocaman bir ormandır!
Selam olsun devrimi yüreğinde büyütenlere!
Kayıt Tarihi : 5.05.2026 22:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
6 Mayıs’ın şafağında, cellatların korkusunu tarihin sayfalarına gömenlere; bin selam olsun! Yoldaşlar, Ezilenlerin Gür Sesi Genç Arkadaşlar! Bugün sadece bir yas günü değil, emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı sıkılan yumruğun, bükülmeyen bileğin günüdür! Deniz Gezmiş’in cesareti, Yusuf Aslan’ın sarsılmaz inancı, Hüseyin İnan’ın teorik derinliği; bugün Kızıldere’de Mahirlerin "Teslim Olmuyoruz!" haykırışıyla birleşmiş, devrimci dayanışmanın en saf halini tarihe kazımıştır. Denizlerin son nefesindeki "Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye" sloganı, bugün bizim için sadece bir hatıra değil, somut bir mücadele talimatıdır. Mahir Çayan’ın dediği gibi: "Onların ideolojisi, bizim ideolojimiz; onların yolu, bizim yolumuzdur!" Bizler, ne geçmişin romantik anılarında ne de pasif bir bekleyişin içindeyiz. Bizler, o gün o darağaçlarını kuranların karanlığına karşı, On'ların devrimci mirasını kuşanarak yürüyoruz. Onlar, boyunlarındaki ilmeği bir şeref madalyası gibi takarken, halkın kurtuluşuna olan inançlarından bir milim dahi sapmadılar. THKO’nun ateşiyle THKP-C’nin kararlılığı, bugün aynı nehirde akmaktadır. Devrimci kopuşun, boyun eğmeyişin ve tam bağımsızlığın adı olan Üç Fidan; her bir barikatta, her bir direnişte, sömürülen her bir işçinin öfkesinde yeniden canlanıyor! Susma, haykır! Yusuf’un inadıyla, Hüseyin’in bilinciyle ve Deniz’in o efsanevi gülüşüyle söz veriyoruz: Tohum olup toprağa düşenler, başak olup dönecekler! Saraylar saltanatlar çökecek, bu halk kendi kaderini kendi elleriyle yazacak! Selam olsun Türkiye’nin bağımsızlığı için canını verenlere! Selam olsun Denizlere, Selam olsun Mahirlere! Devrim şehitleri ölümsüzdür!




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!