adını söylemekten yoruldu harfler
ayaklarımda yağmur gözlerimde gam
kimsesiz tek başına mezar içinde mezar
ateş yanar su üşür bir ceset tarlasında
ürkek ve beyaz bir gelincikken ben
şimdi gidiyor musun
haberin olmasa da yüreği harami yâr
tetik parmağıma gömüp adını
günlerce nefes almadan uyudum
kısa gençliğimin en uzun yılını bıraktığım
şarabı tütün o sınananlar şehrinde
oda sıcaklığında ölümler yağdı üstümüze
ben esarete yabancı bir forsaydım o vakit
sen aynamda gül yarası
küskün turnalar ve su yanarken içinizde
siz yalanlar saklayın dişleriniz arasında şûara
öyle içten öyle açık yalanlar ki onlara
kimse ergen kızlar kadar kolay aldanmasa da
yeni yalanlar söyleyin siz inanmaya hazır kadınlarınıza
bütün ustalığıma rağmen ben yüzüm kızarmadan
ve titremeden sesim söyleyemedim o rezil yalanları
dudağımda ölü bir buse olan sevgiliye
ey uzun ve kısa günlerde beşiğim
zehirden sözleriyle kanımın tiryakisi olan
adını gül koyup adanmış yollara vurdum kendimi
tuzdan gemiler keder yükümle
belki korkarak ama dik ve yalnız senin için
yalın kılıç belalarda yıkandım
suyun kanatlarında yürüdüm ecel üstüne
ateş pervane oldu dilime
bir denizkızı sevdim çöl oldu derya
bilirim bulan kaybeder ve
ama bir yanılgı habercisidir
ama ayaktayım öğrendim aşkı yokluğu yoku
öğrendim gül sevgili için değilmiş
beyaza öç suya keder toprağa kan damlarken
aşkla sınamam seni yazıktır ihanete
gideceksen git artık
Kayıt Tarihi : 25.2.2026 08:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!