Bir Nihal gördüm ayın on dördü gibi
Gözleri sürmeli, kaşları kalem
Gönül düştü peşine deli divane
Ateşi bağrımda gizli bir elem
Vara vara vardım ol Nihal boyluya
Dedim "Yar yarasın sende ne hal var?"
Dedi "Aşkın deryası derin bir kuyu
Düşenler çıkamaz, ölmez de kan ağlar"
Saçları Leyla'yı aratmaz zülfün
Her teli bir sure her bukle kelam
Koklasam cennetin kapısı açılır
Ürperir tenimde bin bir türlü nam
Nihal... Nihal... İki hece bir nefes
Söylerken yanarım, yazarken köze
Dudağı şerbet mi yoksa ilahi ses?
İçsem sarhoş olmam, içmesem nöbete
Bir gece yarısı mehtaba durdu
Gümüşten bir sedef döküldü yere
Dedim "Ay mı doğdu yoksa Nihal mi?"
Göğsünde bir güvercin ürperdi yine
Ellerin ellerimde üşür mü sandın?
Ter döktü avucum, zemzem diyarı
Nihal dediğin vuslatın sultanı
Teninde gizlenen bin bir sırrın varı
Dedim "Gel Nihal'im geceyi bölelim"
Dedi "Vakit gece mi yoksa kıyamet?"
Dedim "İkisi de, ikisi birden"
Dedi "Öyleyse yok mu bundan selamet?"
Al yanak al yanak, al aldan da al
Kırmızı bir hülya düştü damarıma
Nihal'in nefesi değdi tenime
Sanki bin melek indi yedi kat semaya
Kudretten bir kalem çizmiş kaşını
Okumuş bin ayet vermiş başını
Nihal dedikleri bir aşk kuşu mu?
Tutsam göğsümde kanatlanır gider
Bir gün gördüm onu dağlar başında
Çığlık çığlık kaval, inleyen sazlar
Saçları rüzgarda bir başka Nihal
Sesiyle coşuyor deli ırmaklar
"Nihal" desem gökten rahmet mi yağar?
"Nihal" desem yerden bereket mi?
Üç hece değil bu, üç bin mucize
Her harfinde gizli ayrı bir cennet
Gel Nihal, geceyi gündüze katalım
Yıldızları serelim iklimimize
Seninle bir nefes olalım, bir can
Sığmayalım bu koca ikimize
Bir sabah vaktiydi, kuşlar uyanmış
Nihal uykusunda gülüyor meğer
Seyrettim Nihal'i seher vaktinde
Dedim "Bu düş müdür, yoksa kader?"
Nihal uykusunda elini attı
Değdi göğsüme bir kor parçası
Ateş aldı tende ne varsa yandı
Kül oldu varlığım, bitti tasası
Göz göze geldik bir gece yarısı
Gözünde kayboldum yıllarca yıllar
Nihal'in gözleri iki denizdi
Birinde boğuldum, birinde ağlar
Dedim "Nihal'im bu gözler ne söyler?"
Dedi "İçine bak, gör ne var orda"
Baktım kendimi gördüm Nihal'de
"Yoksa" dedim "bu aşk Allah'tan mı yoksa?"
Nihal dediğin bir ince fidan
Rüzgarda salınır nazlı bir eda
Gölgesi cennet, dalı murada
Meyvesi aşk denen bitmez bir sevda
Ne yana baksam Nihal'i görürüm
Ne söz söylesem Nihal'e gelir
Bu dil hangi dili söylerse söylesin
Her kelam Nihal'im diye bilinir
Gel Nihal, bu gece vuslat gecesi
Mumlar yak, şem'alar yansın bu gece
Tende can nasıl ki cananı ister
Ben de öyle seni isterim hece hece
Nihal... Nihal... adın nağme mi?
Her harfin ayrı bir makam, ayrı ses
Zikretsem dilimde binbir salavat
Sussam bağrım yanar, söylesem nefes
Âşık der ki: Gördüm Nihal boyluyu
Selvi değil, sanki Tûbâ ağacı
Giren cennetini bulur koynuna
Girmeyen bilmez ki bu nasıl ilaç
Nihal bir ateştir yanmayan bilmez
Nihal bir deryadır kanmayan bilmez
Nihal bir sırdır, erenler bilir ancak
Biz anlatalım da anlamayan bilmez...
Âşık Nihali der mahlasım ona
Aşk ile yanmışım külüm Nihal'e
Bu yolun sonu yok, yürürüm yine
Her adım ayrı bir güzellik bana
Gönül bahçesinde açan bir gülsün
Bülbülüyüm senin, öterim Nihal
Gel bu divaneye bir nefes ver de
Söyleyim aşkını ta yerin dibine dek
Amin amin diyelim aşkına
Nihal'in cemaline, kaşına gözüne
Aşk ile yanana cehennem haram
Yar ile olana cennet gözüne...
Kayıt Tarihi : 18.2.2026 18:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!